Çankaya Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de aralarında bulunduğu 24 şüpheli tutuklandı. 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışma kapsamında; Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ile bazı belediye bürokratlarının da aralarında olduğu 30 şüpheli, 'Suç örgütü kurma', 'Suç örgütüne üye olma', 'Rüşvet alma', 'Rüşvet verme' ve 'İhaleye fesat karıştırma' suçlarından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de aralarında bulunduğu 30 şüpheli, Ankara Adliyesi’ne sevk edildi.
Cumhuriyet savcısına ifade veren şüphelilerin tamamı, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, Güner’in de aralarında bulunduğu 24 şüphelinin tutuklanmasına karar verdi. 6 şüpheli ise yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Mansur Yavaş’tan Sert Tepki
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in tutuklanmasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Güner’in hakkında gözaltı kararı verildiği sırada yurt dışında olduğunu ve kararın ardından Türkiye’ye döndüğünü belirten Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı’nın soruşturma sürecinde açık ve şeffaf davrandığını ifade etti.
Yavaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı. Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı.”
Güner’in tutuklanmasına gerekçe oluşturacak koşulların bulunmadığını savunan Yavaş, şöyle devam etti:
“Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede? Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor. Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?”
Tutuklamanın bir ceza değil, tedbir olduğunu vurgulayan Yavaş, bu yönteme yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmadığı zorunlu durumlarda başvurulması gerektiğini belirtti.
Yavaş, açıklamasında şunları kaydetti:
“Unutulmaması gereken temel ilke şudur: Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir. Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu hâllerde başvurulabilecek son çaredir. Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.”
Tutuklulukta geçirilen zamanın telafisinin bulunmadığını ifade eden Yavaş, “Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz” dedi.