CHP Lideri Özgür Özel, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifa sürecinde yaşananları anlattı, tartışma yaratan mesajları tek tek okudu. Özarslan'ın kendisine destek için Ankaragücü tribün liderine rüşvet teklif ettiğini söyleyen Özgür Özel, 'ya cezaevi ya rozet' dayatmasına dikkat çekti, Özlem Çerçioğlu'nu da hatırlatarak "Bu işin sağcısı solcusu yok, namuslusu namussuzu var" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve 15 ilçe belediye başkanının birlik mesajı vererek katıldığı grup toplantısında gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifa sürecinin perde arkasını anlatan Özel, Özarslan’ın yolsuzluk iddialarını yeminlerle reddettiğini ancak arka planda AKP ile pazarlık yaptığını söyledi. Özarslan’ın bir kısmını sızdırdığı mesajların tamamını kamuoyuyla paylaşan Özel, dürüst siyaset vurgusunu yineleyerek, "Bu işin sağcısı solcusu değil, bu işin namuslusu ve namussuzu var! Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür" ifadelerini kullandı.
GRUP TOPLANTISINA YOĞUN KATILIM
Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın CHP'den istifa etmesiyle bazı başkanların da partiden ayrılacağı iddia edilmişti. Bu iddiaların ardından; CHP Meclis grubunda toplu katılım ile Genel Başkan Özel'e destek mesajı verdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın yanı sıra; Başkentin 15 ilçesindeki CHP'li belediye başkanları birlik ve bütünlük içinde olduklarını CHP Grup toplantısına katılım gösterdi.
Özel'in grup toplantısında yaptığı konuşmadan öne çıkanlar şu şekilde:
Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Birazdan bahsedeceğim ama bu atmosferi görünce oradaki bir anekdotu hatırlatmak, bir sözümü tekrar etmek isterim.
İki program arası geçerken Antakya İlçe Başkanımız şunu hatırlatmıştı: Antakya İlçe Başkanımızın bütün ailesi göçük altında kalmıştı. Birinci derece yakınlarını kaybetmişti. Eşi günlerce yoğun bakımdaydı. Yoğun bakımda ziyaretim sırasında 'İlçe de çöktü' dedi. 'İlçeden ancak Atatürk’ümüzün resmini kurtarabildik, çıkarabildik' dedi.
Dedim ki: 'Gidenlere Allah rahmet eylesin. Ama eşin de ayağa kalkacak, ilçe de ayağa kalkacak. Yeni ilçe binamıza geleceğim, bu resmi ellerimle asacağım' demiştim.
İki program arasında 'O resmi, Atatürk'ümüzün portresini asar mısın Genel Başkanım?' dedi. Onu asmaya gittik. Ve bir gittik ki ilçenin önündeki yol kapanmış. Orada baktık ettik, bir portakal kasası mıdır nedir, ters çevirdiler, üstüne çıktık.
"PORTAKAL KASASI ÜSTÜNDEN KONUŞUYORSANIZ 2000 KİŞİYE PARTİ İKTİDARA GİDİYOR DEMEKTİR"
Orada gelenlere dedim ki: Bir partinin iktidar olacağı; 10 milyonluk bir sahneyi bir yere kurdurup, devlet memurlarını toplayıp, teşkilatları 6 ilden oraya getirip, onlara prompterdan bir konuşma yapıyorsanız iktidar olduğunuz ya da iktidar olacağınız oradan anlaşılmaz. Hiç niyetiniz yokken ilçe binasının önü trafiğe kapandıysa, bir portakal kasası üstünden konuşuyorsanız 1500-2000 kişiye; parti iktidara gidiyor demektir!
Parti tarihinin en ağır saldırısının altında, partinin iktidar yürüyüşünün önünü kesmek için, partinin iktidara gelişine engel olmak için partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhattap; partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda; partiyi ayakta tutan, ayağa kaldıran kim varsa saldırı altında, hakaret altında; devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde; bin türlü kumpas, yalan, iftira, şantaj, tehdit ortada ama gel bir bak ki o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak ya, grup toplantısına bak!
"GERÇEKLE YÜZLEŞMEK SOKAĞA İNMEKLE OLUYOR"
6 Şubat'ın üçüncü yıl dönümünde Osmaniye'de, Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta, Hatay'da, Adıyaman'da, Malatya'daydık. Vatandaşlarımızla birlikteydik. Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Bir kez daha kaybettiklerimize Allah'tan rahmet ve deprem bölgesine, milletimize, tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum.
Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor.
Osmaniye'ye 10 milyonluk bir sahne kurdurup da biraz önce tarif ettiğim kompozisyonda atıp tutmakla depremi yaşayana, orayı görene video izletmekle siyaset olmuyor. Konteyner kente gitmeden, o ayakları çamurda çocukları görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden; 'evim verildi ama geçemiyorum, tadilatına param yok, aidatına param yok, işim yok' diyenleri dinlemeden; mücbir sebep mağdurlarıyla birlikte ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engellerin nasıl AK Partili müteahhitleri, o şehrin zenginlerini, godamanlarını kayırdığını garibanlardan dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor.
Branda ile siyaset dönemi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çöküş dönemidir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürekten, sokakta, samimi siyaseti bir kuruluşun, yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir.
"SİSİ’YE İLTİFATLAR ETMEYE GİTMİŞTİ BİZ DE DEPREM BÖLGESİNDEYDİK"
"Şaşırılacak bir şey yok. Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi. Biz İslahiye’deydik, Nurdağı’ndaydık, Osmaniye’deydik, Malatya’nın ilçelerindeydik, beldelerindeydik, Kahramanmaraş’ımızdaydık.
Sayın Erdoğan da 'eli kanlı katil' dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce 'kardeşine' sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi'nin yanındaydı. 'Darbeci' dediği Sisi ile kucaklaşmaya, 'Ona selam verirsem namerdim' dediği, 'Aynı salonda olursam meşrulaştırırım' dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti; biz de deprem bölgesindeydik.
"BARINMA KRİZİ SÜRÜYOR"
Acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Barınma krizi sürüyor, rezerv alan mücbir sebep mağduriyetleri devam ediyor. Eğitim ve sağlıktaki sıkıntılar katlanılamaz boyutta. Ve bugün daha deprem bölgesinde araştırma yapan kuruluşların raporları gelmeye başladı. Yani 70 vilayete o 11 vilayet için yapılan algı operasyonu 70 vilayette de çok büyük karşılık görmüyor ama 11 şehre sorulan soruların cevabında bırakın vatandaşın memnuniyetini; perişan olduğu, öyle anlatılana, hele hele iyiymiş gibi gösterilenlerin gerçeğini yaşayanların tepkisi deprem bölgesindeki çalışmalarda ortaya çıktı. Hep birlikte izleyeceğiz, hep birlikte takip edeceğiz.
"O BU SÖZLERİ SÖYLEDİĞİNDE CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN GENEL BAŞKANI 55. ZİYARETİNİ TAMAMLADI DA GELDİ"
Bir tarafta biz gittiğimiz günden itibaren, ilk sabah Osmaniye saat 10.45; depremde enkazdan çakıl taşı kaldırandan ya da yeni ev için temel kazandan ya da son kiremiti koyana kadar emeği geçen tüm siyasetçilerden, tüm emekçilerden 'Allah razı olsun' diye lafa başladık. Her şehirde bunu söyledim. Mısır’dan Sisi’den koptu geldi, Osmaniye’de dedi ki: 'Bunlar deprem turisti.' Bir de 'Sırf CHP'yi de demiyor, haksızlığı bütün muhalefete yapıyor; 'Bunlar sadece depremden bir süre sonra bir fotoğraf çektirip gittiler, bir daha uğramadılar' dedi.