MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ara ve erken seçim tartışmalarına sert sözlerle karşı çıktı. Bahçeli, konuşmasının büyük bölümünde ise Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına, çocukların dijital mecralarda karşı karşıya kaldığı risklere, aile yapısına ve eğitim sistemine dikkat çekti.
Bahçeli, ara ve erken seçim taleplerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Vaziyet açıkça ortadayken, çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak, küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir.
Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı, basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp, ölçüyü kaçıranların Türkiye'nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir.
Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir.
Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir.
Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye'nin istikbaliyle oynatmayız! İstikrarı tartışmaya açmayız! İkbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz! Milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz!
Türkiye yoluna devam edecektir! Ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş bir partinin değil, bir milletin yürüyüşüdür!"
Son Dakika | Erdoğan'dan seçim yanıtı! "Zamanında yapılacak" Son Dakika | Erdoğan'dan seçim yanıtı! "Zamanında yapılacak"
OKUL SALDIRILARI HAKKINDA AÇIKLAMA
Bahçeli, konuşmasının büyük kısmını da okul saldırılarına ayırdı. Bahçeli, okul kapılarına güvenlik koyması ile yaşanan sorunun çözülemeyeceğine dikkat çekti. Bahçeli'nin okul saldırılarına ilişkin açıklamalarından öne çıkanlar da şöyle:
"Zira fertte başlayan çözülme cemiyete sirayet eder, cemiyette büyüyen zaaf ise milletin istikbalini tehdit eder.
Dijitalleşme değerlerimizi aşındırdığında, televizyon karşısında geçen süreler uzadıkça, aile içi sessizlikler katlandıkça, sözde sosyal medya fenomenlerinin sözleri kıymetli öğretmenlerimizin öğretilerinin önüne geçtikçe, sınırsız ve denetimsiz özgürlük fikirleri okulun terbiye gücünü budadıkça, çocuklarımız kapsamı öngörülemeyen içerik tufanının içine savrulduğunda böylesi trajedilerin zemini genişlemektedir.
Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı değildir. Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir.
Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele bugünü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir.
Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile çocuğun ilk mektebidir. Okul çocuğun ikinci evidir. Devlet çocuğun en geniş himaye çatısıdır.
Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zeminini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir.
O halde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir."