Yapılan fişlemeleri 'pozisyon raporu' diye niteleyen Baykal, pek çok kurumun benzer çalışmalar yaptığını iddia etti. CHP lideri, Genelkurmay'ın geçen yıl ortaya çıkan andıçlarını da doğal karşılamıştı. Belgelerin kamuoyuna yönelik bir suçlama amacı taşımadığını savunan Baykal; "Medya ve basın dünyasıyla ilişkilerini düzenlemek için kendi kurumları çerçevesinde yaptıkları bir iç değerlendirme olduğunu görüyorum." demişti. Genelkurmay'ın 2006 yılında hazırladığı 73 sayfalık istihbarat belgesinde sivil toplum kuruluşları, akademisyen, işadamları ve gazetecilere yönelik yaptığı fişleme, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hürriyet Gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, kendisiyle beraber Rahmi Koç, Bülent Eczacıbaşı, Sezen Aksu gibi isimlerin de yer aldığı istihbarat belgelerini 'saçmadan daha aşağı' olarak niteledi. Konu önceki gün CNN Türk'ün canlı yayınına konuk olan CHP lideri Deniz Baykal'a da soruldu. Baykal, genel değerlendirme yapma durumunda olmadığını belirttikten sonra şunları söyledi: "Ben bir yaftalama, bir etiketleme, kuşku telkin eden, toplumsal yöneticileri tasnif etme çabası ile mi karşı karşıyayız; yoksa bir bilgilenme, kim nerede ne yapıyor, bunun özelliği nedir duyarlılığı ile mi yapılıyor bilmiyorum. Biliyoruz ki Türkiye'de pek çok kurumun kendi hedefleri karşısında pozisyon almış olan kamuoyuyla ilgili raporu, çalışması vardır. Ama buna resmî nitelik kazandırmak kabul edilemez. Sizin de kafanızda vardır, bunlar doğal. Ama hükümet kurumunun ilişkilerinde objektif, genel, kabul edilebilir standartlarda bunların yürümesi lazım."
Cep telefonu çıkınca gezmeyi bırakmış
Deniz Baykal, parti içindeki tartışmalara yönelik ilginç değerlendirmelerde de bulundu. Genel başkan adayı Umut Oran'ın kendisi hakkında dile getirdiği 'Erdoğan geziyor, Baykal gezmiyor' eleştirisine şu karşılığı verdi: "Ben 30 yıldır Anadolu'yu geziyorum, en çok gezen siyasetçiyim. O gezme işi TV'nin olmadığı, cep telefonunun olmadığı dönemlerdeydi. Ama bu bekleyişi görüyorum, biz de yapacağız. Tayyip Bey'in sıkıntısı var, maruz kaldığı iddianame konusunda toplumu tahrik etmeye, ayağa kaldırmaya çalışıyor. Bizden başka muhalafet partisi yok mu, onlar ne yapıyor?"
Baykal, CHP'nin sürekli tartışılmasını da ilginç bir gerekçeye bağladı. CHP'nin 'en çok merak edilen, umut bağlanan, didiklenen, sorgulanan parti' olduğunu ileri süren Baykal, "1992'de açtığımızda yüzde 4,7 oy almıştı. CHP kendi içinde belli bir trentte yükselişini sürdüren bir parti. Bu süreçte iki kez kendi irademle bıraktım. CHP büyüdüğü halde CHP'ye yönelik şikâyetler daha da yaygınlaşmıştır. Ama bu eleştirileri yapanlar şunu düşünmeli: CHP bu kadar yanlış yönetiliyorsa o zaman bu kadar insansınız, oy verenler şikâyetçiyse alternatif bir şey hemen kurarsınız, alternatif liderler var Türkiye'de. Olmuyorsa CHP'ye daha bir saygıyla bakmak lazım. Ben hiç kuşku duymuyorum Türkiye'de alternatif bir iktidar CHP'dir." ifadelerini kullandı