Sözcü yazarı Saygı Öztürk, bugünkü köşe yazısında CHP kulislerinde 9 Temmuz sonrasına ilişkin farklı senaryoların konuşulduğunu aktardı. Öztürk, "kimsenin net bir bilgiye sahip olmadığını" belirtirken, Ankara merkezli iddialarda isim isim gözaltı ve dokunulmazlığın kaldırılması ihtimallerinin konuşulduğunu yazdı.
"CHP'de görevden almalar, ihraçlar ve 9 Temmuz'dan sonra olabilecekler sıkça konuşuluyor, buna ilişkin yorumlar yapılıyor. Açıkçası kimse net bir bilgiye sahip değil. Ama herkes bir şeyler söylüyor” diyen Öztürk, "Hatta isim isim kimin gözaltına alınacağı, dokunulmazlığının kaldırılacağını ve sonraki gelişmeleri konuşuyor. İddialar hep Ankara merkezli. Bu iddialar boş da çıkabilir” diye yazdı.
Öztürk, yaşanan belirsizlik ortamının siyasi sonuçlar doğurabileceğine de işaret ederek, "Bu karışıklık ve laf kalabalıklığını fırsat bilip milletvekili, belediye başkanı transferleri için kapı aralamaya çalışanlar da var" ifadelerini kullandı.
Ankara İl Başkanlığı'nda neler oluyor?
Öte yandan Öztürk, Ankara İl Başkanlığı'nda yaşanan devir tartışmasına da değindi. Öztürk, resmi il başkanı olarak atanan Fahri Yıldırım'ın, önceki il başkanı Yüksel Işık'a noter aracılığıyla ihtarname göndererek il binası, karar defteri, mühür, banka hesapları, sosyal medya hesapları ile partiye ait tüm kayıt ve evrakın teslim edilmesini istediğini yazdı. İhtarnamede, 6 Temmuz'a kadar teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde hukuki ve idari yollara başvurulacağının bildirildiğini aktardı.
Görevden alınan CHP Ankara İl Başkanı Yüksel Işık, Öztürk’e şu açıklamayı yaptı:
“Butlancılar, ihtarname göndermiş. Hem de Sivas’ta Madımak’ta, canlarımızın yakıldığı günün 33. yıldönümü olan 2 Temmuz’da. Yani Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, ateşte semaha duran canlarımızı anmak için Sivas’tayken, biz Ankara’da canlarımızı anmak için halka çağrı yapıp, basına, bu katliamın gerçek nedenlerini anlatırken; düştükleri koltuk derdiyle gözleri kararmış butlancılar, notere gidip, bizim, bulunduğumuz il binasını boşaltmamız için ihtarname göndermişler.
Bir parti üyesinden, partiden çıkmasını istemek, hangi adalet duygusuna, hangi vicdana sığar? 2 Temmuz, Sivas’ta, Madımak’ta yakılan canlarımızı simgeler. O gün noterne gitmek, mevcut iktidarla aynı çuvala girdiğinin nişanesidir. Binayı terk etmemizi istedikleri 6 Temmuz, işgalci emperyalistlerin baskısı sonucu işbirlikçi İstanbul Hükümetinin, ‘Geri gel, gelmezsen seni askerlikten azledeceğiz’ şeklinde Mustafa Kemal Atatürk’e gönderdikleri son telgrafın tarihinin günüdür. İktidarın ömrünü uzatmak üzere verilmiş butlan kararıyla partiye çöreklenenlere karşı biz partimizi savunuyoruz. İhtarnameler bizi mücadelemizden alıkoyamaz. Elbette ya bir yol açacağız ya da bir yol bulacağız. Ve mutlaka halkla birlikte kazanacağız.”