Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
DOLAR
9,2611
EURO
10,7467
IMKB
1,410
ALTIN
526,090
 
Hava Durumu ANKARA
14 / 22 C°
Değiştir
 
     
 
Medya Spot Google
 
 
 Ana Sayfa  Gündem   Ekonomi   Dünya   Yaşam   Medya   Spor   Magazin   Polis Adliye 
 
Kabine
 EMİN VAROL 20 Ağustos 2021 Cuma  

Geride bıraktığımız, Parlamenter Sistem’de uzun yıllar Başbakanlık Muhabirliği yaptım. Bakanlar
Kurulu’nun yapıldığı günlerde, Başbakanlık binasının merdivenlerinde sabahladığımı hatırlarım.
Yıllara göre sırasıyla, Bülent Ecevit, (12 Eylül Askeri dönemin Başbakanı Bülend Ulusu hariç) Süleyman
Demirel ve Turgut Özal gibi Başbakanları izledim. Hatta Ecevit ve Demirel’in ikinci Başbakanlığı
sırasında da muhabirdim.
Eski Başbakanlık binası bir saray-köşk değildi.
Ankara’nın Bakanlıklar semtinde, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasına sıkışmış, Başbakan ve
Devlet Bakanlarının birlikte kullandıkları mütevazi iki katlı bir bina idi.
Bakanlar, Köşk’ü (Çankaya) sadece Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanıldığı zaman görürlerdi.
12 Eylül Askeri Darbesi’nden sonra Emekli Orgeneral Kenan Evren, bu hakkını çok sık kullandı. Yurt
gezilerinden dönüşünde Başbakan Turgut Özal mutlaka bakanları, bakanlar kurulu toplantısı için
Çankaya Köşkü’ne çağırırdı.
Sanıyorum sadece bir kere mütevazi Başbakanlık binasına gelerek Bakanlar Kurulu’na başkanlık
etmişti.
Daha sonraki süreçte de, Cumhurbaşkanları, Evren kadar olmasa da Çankaya Köşkü’nde Bakanlar
Kurulu’na başkanlık ettiler.
Parlamenter Sistemde, Bakanlar Kurulu haftada bir kere mutlaka toplanırdı. Başbakanların belirlediği
günlerden birinde bakanlar, Pazartesi veya Çarşamba günlerinde eski başbakanlık binasında bir araya
gelirler, ülke meselelerini tartışırlardı.
O günlerde gazeteciler ve hükümet üyeleri birbirlerine çok yakındılar.
Başbakan ve Bakanlar, Başbakanlık merdivenlerine dizilen gazetecilerin, yani bizim yanımızdan
geçerek binaya girerlerdi. Arada bir koruma duvarı olmadan, soru sorabileceğimiz kadar yakınımızdan
geçerken selam da verirlerdi. Bakanlarla sohbet ederdik…
Başbakanlar binaya girerken mutlaka durur ve gündeme ilişkin birkaç sorumuzu yanıtlardı. Bakanlar
Kurulundan sonra mutlaka açıklama yapılacağını da hatırlatırlardı.
Bakanlar Kurulu’ndan sonra, Hükümet Sözcüsü Bakan tarafından yapılan resmi açıklamaları yeterli
bulmaz, sabaha kadar toplantının “perde arkası” nı araştırırdık.
Hatta toplantıda konuşulanları öğrenebilmek için, sadece biz yani Başbakanlık Muhabirleri değil,
Haber Müdürleri, Ankara Temsilcileri ve Bakanlarla arası iyi olan diğer muhabir arkadaşlarımız da
seferber olurlardı.
Şimdilere unutulan “perde arkası” araştırmaları, tam bir Gazetecilik çabasıdır. Tüm büro, Bakanlar
Kurulu toplantısından sonra, şimdilerde yine unutulan, “Özel Haber” peşine düşerlerdi.
Amaç, meslektaşlarını atlatmak amaçlı özel haberlerle kamu oyunu bilgilendirmekti.

Aynı zamanda, ertesi gün sabah yapılacak haber toplantısında, Gündeme, “Özel bir Haber”
vermenin hazzını ve heyecanını yaşamaktı.
Gün boyu “atlatma” haberinin konuşulması heyecan vericiydi. “Atlayan” meslektaşlarının
yöneticilerinden fırça yemeleride bu mesleğin cilvelerinden biriydi.
Haftada bir gün Başbakan başkanlığındaki Bakanlar Kurulu toplantıları olağandı.
Ancak, yangın-sel-deprem gibi doğal afetler ile terör, göç gibi olağanüstü durumlarda, saat kaç olursa
olsun Başbakan, Bakanlar Kurulunu “olağanüstü” toplantıya çağırırdı.
Bakanlar Kurulunun olağanüstü toplantısı, Gazete ve Televizyonların Ankara Bürolarını da alarma
geçirir, tüm kadro sabaha kadar çalışılırdı.
Başbakanlık merdivenlerinin önünde de olağanüstü hal ilan edilirdi. Toplantıdan çıkan her Bakanın
peşinden koşularak bir şeyler öğrenmek için çalışılırdı.
İçeride konuşulanları öğrenebilmek için tüm gazetecilik becerilerimizi gösterir her türlü yola
başvururduk. Diğer gazetelerden önce halkı bilgilendirmek için yoğun çaba sarf ederdik.
Hükümet sözcülerinin işi zordu.
Çünkü yaptıkları basın toplantılarında, aklımıza gelen her soruyu sorardık. Kimse bize soru dikte
ettiremezdi. Hiçbir danışman bize, “ şu soruyu sorun-şunu sormayın” diyemezdi. Rezil ederdik. Bazen
birkaç arkadaş anlaşır, hükümet sözcüsünden cevabı alıncaya kadar aynı soruyu değişik kelimelerle
sorardık. Cevabı alamasak bile en azından bu yolu da denemiş olurduk.
Basın toplantısı için Başbakanlık binasına girerken dışarda birkaç arkadaşımızı nöbetçi bırakırdık. Bu
arkadaşlarımız biz basın toplantısındayken Başbakan çıkarsa, ona da toplantı ile ilgili soru sorarlardı.
Yazı, ne kadar güzel akıp gidiyor…
Sanki o günleri yaşıyor gibiyim…
Sanki o günleri arar gibiyim…
Sanki o günleri özler gibiyim…
O nedenle de ilk günden bu yana Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemindeki “kabine toplantıları”nı
büyük bir ilgi ile izlerim.
Önce, Bakanlar Kurulu’nun adı değişti. Fransızca bir kelime, (cabinet), “kabine” oldu. Türk Dil
Kurumu’na göre, “Kabine” kelimesinin Türkçede 4 farklı anlamı varmış.
1-Bakanlar Kurulu, hükümet.
2-Hekim muayenehanesi
3-Kabin
4-Tuvalet

Bakanlar Kurulu, “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi” ismini aldıktan sonra, yeri de değişerek
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi veya Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na alındı.
Yeni sistemde, kabine toplantısından önce, Cumhurbaşkanlığı Muhabirleri Cumhurbaşkanı ve
Bakanları görmüyor. Toplantıdan sonra açıklamaları da çoğu zaman Cumhurbaşkanı Ulusa sesleniş
şeklinde yapıyor. Ön sıralara Bakanlar oturduğu için muhabirlere arka sıralar kalıyor. Soru sormaları
da yasak.
Sadece Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın toplantılarında soru sorabiliyorlar. Ancak orada da
muhabirlerin çok rahat soru soramadıkları yönünde söylentiler var.
Belirlenmiş bir günü olmayan kabine toplantıları, Cumhurbaşkanı’nın istediği, herhangi bir günde
yapılabiliyor. Bir ara “15 günde bir yapılacak” denmişti ama gerçekleşmedi.
Her Bakanlığın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir karşılığı var. Cumhurbaşkanı, Bakanlıkları ve
Bakanları Külliyeden izliyor. Ayrıca Bakanların haberi olmadan atadığı “Bakan Yardımcıları” ile de
Bakanlığı ve Bakanı izliyor.
Kabine toplantılarında alınması gereken kararları Cumhurbaşkanı tek başına alabiliyor. Bakanlar
Resmi Gazeteden okuyorlar.
Yeni sistemde, kabinenin olağanüstü toplanması da söz konusu değil.
Ülkemiz uzun süreden bu yana maalesef sel-orman yangını-sel-salgın felaketleri ile karşı karşıya.
Ayrıca dış politikada önemli bir dönemden geçiyoruz ve yoğun bir göç dalgası altındayız.
Bunlardan birisi bile, eski sistemde olağanüstü bakanlar kurulu toplantısı için bir neden olurdu. Yeni
sistemde ise kabine, olağan bile toplanmıyor.
Fransızcadan dilimize geçen, “kabine” toplantıları yapılamadığı için Bakanlar da yaşananlara “Fransız”
kalıyor.
Yaklaşık bir aydan bu yana kabine toplantısı yapılmıyor. Yapılacağı ilan edilen Kabine toplantıları da
arka arkaya erteleniyor. Nedeni belli değil. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, son olarak Kurban Bayramı
öncesinde, 12 Temmuz Pazartesi günü toplanmıştı. Aradan 36 gün geçti. Bu arada neler mi yaşandı?
Bayramdan sonra pandemi tavan yaptı ve Türkiye kırmızıya dönüştü.
Vaka sayısı günde 25 bine, vefat sayısı 130 lara çıktı.
Afganlılar akın akın geliyorlar…
Rize’yi ve Kastamonu’yu sel bastı.
Hatay’dan, Antalya- Bodrum-Marmaris’e kadar kıyı bölgelerimiz deki ormanlarımız içinde yaşayan
canlılarla birlikte cayır cayır yandı.
İnsanlar hayatını kaybetti.
Çiftçilerin evleri, ahırları, hayvanları yandı tarım alanları ve seralar yok oldu.

TBMM tatilde, Cumhurbaşkanlığı kabinesi toplanmadı. Cumhurbaşkanı ise yorgun.
Yorgunluğu televizyon ekranlarına yansıyor. “Prompter”den okumasına rağmen çok fazla canlı yayın
hatası yapıyor. Kürsüye dayanarak ayakta duruyor. Ağır konuşuyor. Eskisi gibi canlı bir havası yok.
Resmi programların sayısını azalttı. Mecbur olmazsa sabah saatlerinde program konulmuyor.
Programların tamamı öğleden sonraya kaydırıldı.
Bu arada Ak Parti sözcülerinde de derin bir sessizlik hakim.

Sözcülerin hiçbiri konuşmuyor. İbrahim
Kalın’ın açıklamaları iyice azaldı. İnisiyatif muhalefete geçti.
Sadece Cumhurbaşkanı mı?
Türkiye de çok yorgun.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
EMİN VAROL
 
Kabine

 
Ercan Deva
 
Hatalar Zinciri ve Ortak Akıl

 
MURAT ŞAHİN
 
Mesleğin Yüz Karası Gazeteciler

 
Cahit Saraçoğlu
 
100 Milyar Liralık Destek Alacaklar
  ÇOK YORUMLANANLAR
  ANKET
Ekrem İmamoğlu CHP Genel Başkanı Olmalı mı?
Evet
Hayır
İlgilenmiyorum
 Sonuçları göster   
 
 
RSS

Add to Google
Medya Spot'ta yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Medya Spot sorumlu tutulamaz.