AK PARTİ'DE BÜYÜK OPERASYON BAŞLIYOR!

14 Ağustos 2014 Perşembe  10:51

MURAT YETKİN/RADİKAL

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 12 Ağustos akşamı veda davetindeki konuşmasına “Sayın seçilmiş cumhurbaşkanı ve eşi” cümlesiyle başlaması kuşkusuz bir nezaket gösterisiydi; aynı zamanda Türk siyaset lügatine yeni bir kavramı eklemiş oldu.

Çankaya Köşkü’nün giden ve gelmekte olan sakinleri kameralar önünde gülümseyen yüzleriyle uyumlu bir resim çizdiler. Hayrünnisa Hanım, Emine Hanımla birlikte “Yıldızların altında”, yani Cumhurbaşkanlığı forsu yıldızlarının altında resim çektirdiler, sonra eşler de onlara katıldı, protokol tıkır tıkır işledi.

Ancak fotoğraf çekimi öncesinde Erdoğan’ın bir soruya verdiği yanıt, Gül’ün yüzündeki silinmemeye kararlı gülümsemeyi kaldırmadıysa da, muhtemelen onun da gazetecilerin sorularına cevap verme ihtimalini ortadan kaldırdı.
 

O soru, 11 Ağustos günü, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken yaptığı açıklamaya dairdi. Erdoğan MKYK’yı yüzde 52’lik seçim zaferinin hemen ertesinde, kendisinden sonra gelecek Genel Başkanı belirleyecek olağanüstü Genel Kurul’un tarihini belirlemek üzere toplamıştı.

Erdoğan’ın oyun planı açıktı: Genel Kurul’u 27’sinde toplayacak, o zamana kadar danışma toplantılarıyla aday isim belirlenmiş olacak, o isim seçilecek, ertesi gün, 28 Ağustos’ta Erdoğan Gül’den Cumhurbaşkanlığını devralacak, vakit geçirmeden yeni AK Parti Genel Başkanını Çankaya’ya çağıracak, yeni Cumhurbaşkanı olarak yeni Başbakana hükümeti kurma görevini verecekti.

Gül’ün açıklaması toplantı sürerken gelmiş ve anında içeride yankı bulmuştu. Dışarıya sızan bilgilere göre aralarında başbakan yardımcıları Bülent Arınç ve Beşir Atalay’ın da bulunduğu isimler, Gül gibi bu partinin kuruluşunda yer almış, ilk başbakanı, ilk cumhurbaşkanı olmuş isimlere partili “Yeni yetmelerin” saygısızlık yaptığını düşünüyor, buna tepki gösteriyordu.

Bu isimlerin çoğu, aynı zamanda Erdoğan’ın getirdiği ‘üst üste en fazla üç dönem’ kuralı uyarınca, 2015 Haziran’ı için öngörülen Parlamento seçimlerinde bir daha AK Parti adayı olamayacaklar arasındaydı. Keza çoğu, ömürlerinin otuz, kırk yılını “davaya” vermiş, cefa çekmiş, bedel ödemiş “onlar vurdukça” büyümüş, nihayet zafere muharip gazilerdi.

Bildirilenlere göre Erdoğan muharip gazilerin uyarısını dikkate aldı, Gül aleyhine sosyal medyada bir kampanya varsa hemen durdurulmasını istedi, ama o kadar; oyun planını değiştirmedi.

Gül’ün çağrısı, bir başka açıdan, Genel Kurul’un 28 sonrasında yapılması durumunda kendisinin de yeniden partiye üye, Kurul’da başkanlığa aday olabileceği, belki seçilerek başbakanlığa talip olacağı dilekçesi olarak da okunabilirdi. Erdoğan işte bunu dikkate almamıştı, kendi planında kararlıydı.
İşte Çankaya’da Erdoğan’a sorulan soru da bunun üzerineydi. Erdoğan Kongre’yi 27’sinde yaparak Gül’e Ak Parti yönetim kapılarını şu aşamada da olsa kapatmış olmuyor muydu?

Erdoğan’ın cevabı “Siyaset boşluk kabul etmez” oldu; 27-28 Ağustos günlerinden söz ediyordu. Gelecekte “ partide taşlar yerine daha iyi oturunca”, Gül’ün “partisine, partimize artık, bundan sonra, dönmesinden daha doğal, daha tabii hiçbir şey olamaz”. Yani cevap kibarca, “Hayır, şimdi olmaz” idi.

Erdoğan, AK Parti içinde, ama sadece muharip gaziler değil, bazı gençler tarafından da dile getirilen “Gül olmazsa ANAPlaşma başlayabilir” endişelerine itibar etmemiş, Gül’ün bu çerçevede Nisan ayından bu yana yaptığı hamlelere, kendi hamlesiyle karşılık vermişti: Ne de olsa halk oyuyla ve hükümetten de fazla oy oranıyla seçilmiş cumhurbaşkanıydı artık.

Ve ertesi gün, 13 Ağustos’ta, Yeni Şafak’ta Yasin Doğan takma ismiyle yazan Erdoğan’ın baş siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan’ın makalesi yayınlandı; adeta AK parti içinde yaşanan bütün tartışmalara yanıt niteliğindeydi.

“Erdoğan ve partinin geleceği” başlıklı yazıda Akdoğan “Bir çok değerli isim” diyordu; “AK Parti'nin kuruluşundan bu yana önemli katkılarda bulunmuş ve önemli bir misyon icra etmiştir. Bu hareketin gençlerle aşılanması ve yeni hedeflerin yeni kuşaklarca benimsenmesi fikriyatı doğru algılanmalıdır.”

Akdoğan ayrıca AK Parti’de herkesin genel başkan olabileceğini, Erdoğan’ın lider sıfatıyla bu dönüşümü kendisinin yapmasının doğal olduğunu söylüyor, “Biz 'Yeni Türkiye' idealinin ve Erdoğan'ın yanındayız” diyordu.

Bu sözleri şöyle okumak da mümkün: Kuruluş vurgusuyla hem Gül, hem de genel olarak davanın muharip gazilerinin kast edildiği açık. Onlara saygıyla bu zamanki hizmetlerinden dolayı teşekkür ediliyor. Şimdi davanın gençlere aşılanması nöbetin yeni nesil savaşçılara devredilmesi gerekmektedir. Ve dava artık “Yeni Türkiye ve Erdoğan” olmuştur.

Erdoğan’ın artık davaya değil kendisine bağlı bir AK Parti kuşağı mı istediği ayrı bir yazı konusu olabilir. Keza Gül’ün bu aşamadan sonra, 28 Ağustos’tan sonra AK Parti’ye üye olmak mı isteyeceği, olursa (artık gençlere emanet edilecek) Partiyi Parlamento seçimleri öncesi bir Genel Kurul’a daha ikna edip edemeyeceği, ederse Genel Başkan seçilip seçilemeyeceği, ya da bunlarla hiç uğraşmayıp, Erdoğan’ın yeni vekil listesinde yer bulamayacak isimlerle yeni bir parti, oluşum içinde mi yer alacağı hep sorulabilir.

Bu sorulara verilecek yanıtlar, şu aşamada tahmin ve yorumdan ibaret olacaktır.

Ama kesin görünen, Erdoğan’ın “Yeni Türkiye” projesinin gerektirdiği değişimlere kendi partisinden başlayacak olmasıdır.



Sayfa Adresi: http://www.medyaspot.com/haber/AK-PARTİ-DE-BÜYÜK-OPERASYON-BAŞLIYOR/184971