Karaali: Ethem Sancak Benden Memnundu!

29 Kasım 2014 Cumartesi  00:06

 Ethem Sancak tarafından görevden alınan Star Medya Grup Başkanı Mustafa Karaalioğlu,  görevden alınmasından ötürü kırgın olduğunu belirterek, "Başka yöntemlerle ayrılabilirdik' diye konuştu.

işte Mustafa Karaalioğlu'nun açıklamaları

Okuyucusuyla, izleyicisiyle güvene dayalı bir medya oluşturduğuma inanıyorum. Her zaman objektif olabildim mi, buna evet diyemem. Kişisel olarak bütün televizyon konuşmalarımda, köşe yazılarımda şöyle bir felsefeyi benimsedim. Ergenekon da, Balyoz da bir skor davası değil. Ne kadar adama ceza verilirse iyi olur duygusunu hiçbir zaman taşımadım.

Hatalar var mı elbette var. Ama şunu büyük ölçüde yapmaya çalıştık. Özel hayat, telefon tapeleri ya da davaların özüne ilişkin olmayan belgeleri gazetelere yansıtmadık. Bu ülkede dört darbe ve sayısını bilmediğimiz darbe girişmini oldu. Mesele bu darbe geleneğini bitirmekti.

Meslek hayatımın hiçbir döneminde bir insanı itibarsızlaştıralım, onun hayatıyla ilgilenelim, onun geleceğiyle ilgilenelim gibi bir yaklaşımımız olamaz. Televizyonun ya da gazetenin böyle bir duygu taşımasını da kabul edemem. Darbelerle, Ergenekon ile özel olarak uğraştığımız bir gerçektir. Bununla gurur duyuyorum. Türkiye'nin darbecilik geleneğiyle yüzleşmek bir gazetecilik gereğidir. Balyoz'daki bir darbe girişimine hala inanıyorum. Ama Balyoz davasına 100 kişilik subay listesinin girmesini o gün de absürd buluyordum bugün de. Eski mahkemenin objektif olduğunu söylemek mümkün değil. O mahkemelerin dürüstlüğünü sorgulama konusunda bir eksikliğimiz oldu. Takdir edersiniz ki, mahkemelerin hukukun üstünlüğünü sorgulamak da ayrı bir çaba istiyordu.

Hata yapmışsak onların da takipçisi olmaya bugüne kadar devam ettik. O dönemde her şeyin ideal gazetecilik çerçevesinde yapıldığını söyleyemeyiz. Öyle olsaydı bugün yeni bir mahkeme heyetiyle dava görülmezdi.
Balbay'ın günlükleri hariç, gazetecilere yönelik iddialarda Star gazetesi hiç yoktur. Bir gazetecinin fikir ifade etmesine 'işte bu da örgüte destek vermiştir' gibi bir yaklaşımımız olmadı. Bütün medya Balbay'ın günlükleri üzerinde ne kadar ilgilendiyse, belki biz biraz daha fazla ilgilendik.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

'Hanefi Avcı için pişmanlık duydum'

Nedim Şener - Ahmet Şık olayında tavrımız ortadaydı. Ergenekon davasının giderek Paralel yapının elinde bir itibarsızlaştırma, hesap görme sürecine döndüğü anı biz fark ettik. Orada biz çekilmeye başladık.
Hanefi Avcı'ya hakkaniyetli davrandığımızı söyleyemem. O benim içimde bir yaradır. O infazların en acımasızlarından bir tanesiydi. Kati surette hak edilmemişti. Biz onu savunmalıydık. İnfazın içinde yer almadık ama onu savunabilmeliydik.

Benim gazetecilik kariyerim 28 Şubat'ta ortaya çıkmaya başladı. 1996-98 döneminde Ankara temsilcisiydim. 28 Şubat davasını takip etmeye medyanın, muhafazakar medyanın bugün neredeyse enerjisi kalmadı.
28 Şubat'ta da Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde ve Paralel Örgüt ile ilgili haberlerimizde de hedef haline getirildik. İtibarsızlaştırılmaya çalıştılar.

Yeni Türkiye ile eski Türkiye arasında iki köprü var. 7 Şubat girişimine kadar, Hakan Fidan'ın 2012 yılında gözaltına alındığı o ana kadar bir köprü olduğunu sanıyorduk. O da Kürt sorunuydu. O tarihte ikincisinin de Paralel yapı olduğu ortaya çıktı. 17-25 Aralık'ta da üzerimize çöktü bu sorun. Tahminen 1 milyona yakın insanın telefonu dinlendi. Gazetecisi, siyasetçisi, işadamı... Türkiye'nin önde gelen insanlarının telefonu dinlendi. İnsanlar örgütlere bağlandı. Türkiye demokrasisinin, hukuk sisteminin nasıl bir tehlike altında olduğunu göstermek bir gazetecilik ve kamu görevidir. Benim tapelerim yayınlandı. Senin de tapelerin yayınlandı Akif. Sana ilk kez burada söylüyorum. O konuşmaların çıkmasından bir gün önce Star gazetesi çok özel bir manşet yayınladı. Örgütün şemasını yayınladık. O akşam arkadaşlara dedim ki, yarın benim hakkımda bir şey çıkacak. Bunu cevapsız bırakmazlar. Bu manşeti cevapız bırakmazlar dedim arkadaşlarıma. Yarın da benim tapelerim çıktı.

O ses kayıtlarını en çok sözde demokrasi ve hukuk mücadelesi veren gazeteci arkadaşlarım kullandı. Sırf Erdoğan'a olan nefretlerine malzeme yapabilmek için. Kendi telefonlarının da dinlendiklerini bildikleri halde o tapeleri yayınladılar. Patronlarının ses kayıtlarına karşı da 'Bu nasıl bir saldırıdır' diyerek tek satır yazmadılar. Bana bir nefretleri olabilir çifte standart olabilir. Ama kim bu telefonları böyle dinleyebilir diye tek bir cümle yazmadılar. O dönemde biz kimseye 'işte senin konuşman' diyerek o tapeleri yayınlamadık.

Neden görevden alındılar?
Operasyon kelimesi benim çok sevdiğim bir kelime değil. Şunu kabul etmek gerekir. Biz işçiyiz, patronlar da patron. İstersek genel yayın yönetmeni olalım. Patronlar nasıl bizi işe alırken bu hoşumuza gidiyorsa, işten gönderme kararına da saygı duymalıyız. Bunun şekli şemali konusunda birçok şey söylenebilir ama bir patronun bizimle çalışmama kararı da olabilir. Benim görev yaptığım dönemed bibirinden çok farklı patronlarla çalıştım. Ethem Sancak ile de ikinci kez buluşmuş olduk bir anlamda. Ben gruba geldiğimde de patronumdu. Benimle yolları ayırma hakkına sahiptir. Hikayenin perde arkasında ne var sorusunun kamuoyunda paylaşılmasının çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Hem iş etiği açısından hem de kurumun bir numaralı yöneticisi olduğum için. O kurumun itibarını korumak nasıl dün görevimse ömrümün sonuna kadar da görevim olacak. Perde arkası bilgii kamuoyuna açıklandığında kurumun itibarı sarsılacak gibi bir durum da yok. Bende öyle bir bilgi var ki açıklarsam acayip şeyler olur gibi bir durum da yok ortada.

Sürecin çok doğal olmadığı açıkta.Herhalde medya tarihinde bu denli sansasyon yaratan vaka çok azdır. Medyadan sansayon yaratan ayrılmalardan bir tanesini yaşadık. Üzerinde spekülasyon ve tartışma yapılması bu açıdan doğal. Yadırgamıyorum.

Nasıl oldu sorusuna bu çizgi içinde verebileceğim cevap şudur. Patron değiştiğinde biz üst düzey yöneticiler gidip 'Patron sen bizimle devam etmek zorunda değilsin' diyebilmelidir. Ethem Bey ile eskiden gelen bir dostluğumuz olduğu için bizimle devam etmek istediğini söyledi. Buna rağmen 'Hele bir cumhurbaşkanlığı seçimleri geçsin de bir bakarız' noktasına geldik. İşler tam oturduktan sonra Sancak ailesine bir kez daha 'Benimle çalışmayabilirsiniz' dedim. Ancak benden çok memnun olduklarını söylediler. Sonra birden o pazartesi gününe geldik. Benim ve arkadaşlarım açısından da şirketten ayrılmak kafaca hazır olmadığımız bir şey değildi. Tam o dakikada neden bu karar verildi ben bunu sorgulamıyorum. Zaten ayrılma eğilimindeydik.

Görevden alınma bize tebliğ edildiğinde oturup ben bu hafta içinde yaşadıklarımızı hiç düşünmedik. Spekülasyon olacağını tahmin ettim ama bunun sosyo-politik bir yorum alanına taşınacağını düşünmedim. Eminim patronlar da düşünmemiştir. Para pul ithamları iftira ve tümüyle hayal mahsulü. Bu işin bizim hakkımızdaki bir karalama kampanyası olduğu çok açık. Bu işin tarafları olabilecek Ethem Bey de bu iftiraları yalanladı. Bu Ergenekon, Balyoz ve Paralel Örgüt ile mücadelemizden alışkın olduğumuz yıpratma çalışmalarının evrim geçirmiş süreci. Bunlar dava konusu olmaya başladı. Kimin elinde belge varsa... Belgeye de gerek yok. Herhangi bir kişi çıkıp ben böyle düşünüyorum diyebilir. Onunla karşı karşıya gelmeye hazırım. Bunlarla hukuki yollarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu dedikoduları ortada bırakmam.

Ben ayrılabilirdim diğer arkadaşlarım kalabilirdi. Bu şekilde olmayabilirdi. Hakan Albayrak olayı duyar duymaz istifa etti. Bunu yapmasını istemezdim. Ama bizi aramadan tepki koydu. Bizden sonra Elif Çakır ve İbrahim Kiras da istifa etti.



Sayfa Adresi: http://www.medyaspot.com/haber/Karaali-Ethem-Sancak-Benden-Memnundu/187699