![]() |
Uludağ'ın sosyal medya hesabındaki 22 paylaşımı suçlamalara gerekçe olarak gösterildi. Hâkimliğin tutuklama kararında, Uludağ'ın paylaşımlarının, "Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde olduğu" iddia edildi. Kararda, "paylaşımlarla zincirleme şekilde suç işlediği ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığı için suçun alenen işlendiği" öne sürüldü. Uludağ'ın davranışlarıyla "kaçma, delilleri yok etme ve gizleme şüphesi" oluşturduğu öne sürülen kararda, "tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturduğu" iddia edildi. "18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabiridir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim, çocuklarımın gözyaşları arkada bırakarak buraya getirildim, gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım, savcılığın iddialarındaki hiçbir paylaşımın suç unsuru olmadığını,tamamen eleştiri olduğunu kendisi de gayet iyi biliyor, bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne Cumhurbaşkanı'ndan ne de avukatlarından şikâyette bulunulmadı, aylar öncesinde yapılan paylaşımlarla ilgili re'sen soruşturma açılmadı, bugün neden Ankara'dan apar topar buraya getirildim. "'Gazetecilik sınırlarında işini yaptığından mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz' dediler "Cumhurbaşkanı'nı eleştiremeyeceksek neden gazetecilik yapıyoruz, attığım tweetleri mi karartacağım?" "Neden arkanızda 'Adalet mülkün temelidir' yazıyor?" "Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın gözyaşları aksın" Tutuklama kararının ardından mesaj: Dik durun! Hâkimlik kararı
Uludağ'ın ifadesi: Gazetecilik uğruna bedel isteniyorsa hazırım ama neden Ankara'dan apar topar getirildim?
Alican Uludağ, hâkimlik sorgusunda şöyle dedi:
Bunu anlatmak istiyorum, buradaki temel mesele bu paylaşımlarım değil, aylar öncesinde yapılan paylaşımlarda bir soruşturma ya da Cumhurbaşkanı'na şikâyet yok, bugüne kadar tutuklatamadılar. 'Gazetecilik sınırlarında işini yaptığından yapamadık, mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz' dediler. 'Ankara'da Akın Gürlek'e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor, benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican'ı Ankara'dan uzaklaştırmamız lazım' denilerek bu dosya uyduruldu, nesnel bir şekilde tutuklama talebi okunursa ne Cumhurbaşkanı'nın şahsına ne de makamına yönelik bir küfür vardır, yargı muhabirinin eleştirileri vardır.
Bu ülke demokratik bir hukuk devletidir, biz bu ülkenin yargısını yargı mensuplarını, Cumhurbaşkanı'nı eleştiremeyeceksek o zaman neden gazetecilik yapıyoruz. Ben yargı muhabirliğine 2010 yılında Fethullahçıların kol gezdiği sırada başladım, yaptığım haberlerden dolayı 'idamlıksın' dediler bana, dönemler değişti, hiçbir Adalet Bakanı'nın ya da başsavcının sorumluluğu alanına girmedim, gerçek bir şekilde yazıyorsam her şeyi bu suç olarak görülemez, kaçma ve delil karartma şüphem yoktur. Ben şu anda Deutschewelle'de çalışıyorum, vizem bile yoktur benim. Bugüne kadar benim hakkımda onlarca soruşturma açıldı hangi birine gitmedim, hangisinden yakalama kararı çıkarıldı... Attığım tweetleri mi karartacağım, emniyette ya da savcılığa teslim edilen telefondaki alıp çalıp delil mi karartacağım, delil karartma ihtimali sıfırdır.
Buraya gönderilme amacım kaçırılırcasına adeta burada saklanarak içeri kadar sokulmam... Ben adi bir suçlu değilim, 18 yıldır gazetecilik yapıyorum, bu ülkede Cumhurbaşkanı'nı eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda, 'Adalet mülkün temelidir' yazıyor. Neden Anayasa var, Basın Kanunu'nda eleştiri doğrudan korunmuş durumdadır, suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktu. Bu soruşturma, 'Ankara'da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var, tutuklayalım, susturalım' diye yapılıyor.
İki çocuğum vardır, bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın gözyaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım, çünkü ben suç işlemedim. Takdir sizindir, vicdanınızındır, geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın, cesaretli olun. Bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım, tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur, biraz vicdan ve hukuk diyorum, savunmama ekleyecek başkaca bir hususum yoktur, savunmam bundan ibarettir."
Hâkimlik, savunmaların ardından Uludağ'ın tutuklanmasına karar verdi. Alican Uludağ, avukatları aracılığıyla dışarıdaki meslektaşlarına gönderdiği mesajda, "Dik durun! Alican Uludağ susmadı susmayacak. Bu tutuklamayı kabul etmiyoruz" dedi.
Sulh ceza hâkimliğinin kararına şu ifadelere yer verildi:
"Şüphelinin üzerine atılı Cumhurbaşkanına Hakaret suçu ile ilgili dosya içerisindeki şüphelinin savunmaları, dosya içerisinde mevcut; şüphelinin farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlar içerisinde Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde somut bir fiil istinadı içerdiğine yönelik kuvvetli suç şüphesinin somut olay yönünden mevcut olduğu, şüphelinin farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlarla üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediğinin değerlendirildiği, yine şüphelinin ilgili paylaşımları herkese açık şekilde X isimli sosyal medya platformunda yapmış olması ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığının anlaşılması karşısında suçun alenen işlendiğinin değerlendirildiği, şüphelinin kolluk marifetiyle yakalandığı ve bu anlamda kaçma şüphesinin bulunduğuna dair tespitler ile diğer tutanak, delil ve belgeler hep birlikte incelendiğinde, şüphelinin atılı suçu işlediğine ilişkin olarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı suçun cezasının üst sınırı gözetildiğinde bundan hasıl olan kaçma şüphesinin bulunduğu, şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, gizleme, tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olduğu, bu meyanda atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, atılı suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırı ölçülülük ilkesi nazara alınarak değerlendirildiğinde, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nun 100 ve devamı kabulü ile şüphelinin maddeleri uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin TUTUKLANMASINA karar verildi."