![]() |
Maden işçilerinin direnişi sonuç verdi. Günlerdir devam eden direnişte, 6aydır maaşlarını alamadıklarını belirten madenciler, Ankara'da açlık grevine başlamıştı. Polis ekipleri, bakanlığa yürümek isteyen madencilere biber gazıyla müdahale etmiş ve bazılarını da gözaltına almıştı. Tüm Türkiye'nin gündeminde olan madenci direnişine iktidar cenahından bu güne kadar herhangi bir açıklama gelmemesi tepkilere neden olmuştu. BAKANLIKLA GÖRÜŞME YAPILDI Sürecin hukuki boyutunu da temsil eden avukatlardan Mert Batur’un da aralarında bulunduğu üç kişilik işçi heyeti, İçişleri Bakanlığı'ndaki görüşmeye katıldı. Sendika yöneticileri Gökay Çakır ve Başaran Aksu, taleplerini ve çözüm önerilerini doğrudan Bakanı Mustafa Çiftçi'ye iletti. Direnişe devam eden madenci günler sonra kızıyla kucaklaştı: Çocuğum beni unuttu diye çok korkuyordum Direnişe devam eden madenci günler sonra kızıyla kucaklaştı: Çocuğum beni unuttu diye çok korkuyordum DİRENİŞ KAZANDI İKTİDARA YAKIN MEDYADA ÇIKAN HABER VE HOLDİNG SAHİBİNE TELEFON "150 İŞÇİYLE EYLEMİ BAŞLATTIK AMA 86 MİLYON YANIMIZDA" Biz işçi sınıfı olarak... Bizler yürüyoruz ama sizler de bizlerin şunu yapıyorsunuz; elimiz oluyorsunuz, kolumuz oluyorsunuz, yanımıza destek veriyorsunuz. Destek vermediğin zaman hiçbir zaman kazanım olmuyor. Evet, biz 150 işçiyle eylemi başlattık ama şunu da gördük ki 86 milyon bizim yanımızda olduğunu gördük. 86 milyonun... bu işçisi de olabilir, vekili de olabilir, muhtarı da olabilir, köydeki çobanımız da olabilir ama herkesin bu işçilerin yanında, yüreklerinin yanında olduğunu, gözlerinin burada olduğunu, kulaklarının burada olduğunu gördük. Biz buradan tüm 86 milyona teşekkür ediyoruz. Herkese, katkı sağlayan tüm dostlara, halkımıza teşekkür ediyoruz. "İŞÇİ SINIFI İSTEMEDEN HİÇBİR ŞEY OLMAZ" Arkadaşlar...Değerli dostlar... Bizler sadece birer kılavuzuz. Sizlerin önderliğinde, sizlerle beraber yollarda yürüyoruz. Ama şuna inanıyorum ki işçi sınıfı bir daha örnek aldı. Biz Bağımsız Maden İş Sendikası olarak, 2019'dan beri Genel Başkanım rahmetli Tahir Çetin de bu şekilde yol yürüdü. Ben de bu şekilde, onun yolunda, onun hedefinde hiç yolumu sapıtmadan yürümeye çalışıyorum işçi sınıfına kazandırmak için. Şunu biliyorum ki, rahmetli Genel Başkanım öldüğünde -Türkiye de bunu biliyor, ben bilmiyorum herkes biliyor- cebinde 7 TL para vardı. Ama sendikanın da genel başkanıydı. Ben Gökay Çakır olarak, hiçbir zaman sendikacılık yaparken cüzdanımla sendikacılık yapmadım. Bunu da bilin arkadaşlar. Hep vicdanımla sendikacılık yaptım. Buna da her zaman bu şekilde devam edeceğim. "ZAFER HER ZAMAN DİRENEN EMEKÇİNİN OLMUŞTUR" "BU DİRENİŞİ ALİ FAİK'E VE TAHİR'E İTHAF EDİYORUZ" "Şimdi önce... Bir önceki direnişimiz, Polyak direnişini 13 gün oldukça radikal bir işyeri işgali ile Kınık Meydanı'nda 7 bin insanla toplanarak, Kınık'ın bütün yoksullarıyla zaferle sonuçlandırmıştık. O direnişi şu an hayatta olan ama dünya ile irtibatı zayıf olan yeraltı maden işçisinin kurucusu sevgili Çetin Uygur'a ithaf etmiştik. O direniş, ilk kez uzun bir süre sonra işçilerin 'Biz burada üretime el koyacağız. Biz pekâlâ kendi işyerimizi de yönetebiliriz' diye kendi siyasi iddialarını, ülkenin yönetimiyle ilgili, ilçeleriyle ilgili, illeriyle ilgili bir siyasi yönetme iddiası beyanıydı. Bu direnişi de, Uyar Madencilik direnişinden sonra o kazanımı Soma'ya duyurmak için geri dönerken yorgun bedenleri Kırkağaç çamında uykuya dalarak trafik kazasında hayatını kaybeden sevgili Tahir Çetin'e, onun ailesine, onun geride bıraktığı çocuklarına ve 26 yaşında çok güzel insan Ali Faik İnter'e... Tahir'le beraber hayatını kaybeden bizim önderimiz madenci. Babası da 26 yaşında ölen bir madenci. İş cinayetinde öldürülen bir madenci. Babası 26 yaşında iş cinayetinde öldürüldü, 18 yıl boyunca babasının hakkını ararken sevgili Ali Faik İnter, sevgili Tahir'le koyun koyuna babasının hakkını almadan hayatını kaybetti. Ve bu sendikayı onlar var ettiler, onlar büyüttüler, onlar bir çizgiyi inşa ettiler. Gökay Çakır onların arkadaşıydı. Şimdi sendikanın yöneticileri hepsi maden işçileri. Onların arkadaşı. Hepsi direnişlerin imbiğinden süzülerek yönetici olan arkadaşlar. Hepsi bir yerlerde madenlerde ya da emekli olunca da emekli ücretleriyle geçinemedikleri için çalışmaya devam eden Türkiye'deki diğer milyonlarca arkadaşımız gibi sıradan insanlar. Yoksul insanlar. Ezgin insanlar. Hayatlarında yüzüne bakılmamış insanlar. Değer verilmemiş insanlar. Oy zamanlarında kapıları çalınmış insanlar. Ama önce Soma havzasında, Kınık'ta, Savaştepe'de, Kırkağaç çamında, yer gök, her bir işçi, her bir yurttaş şahittir onların yaptıklarına, ettiklerine. Onlar kudretli insanlar olarak oralarda devleştiler ve devler olarak sokaklarda dolaşıyorlar. O arkadaşlarımı önce tebrik ediyorum. Bu direnişi bu manada onların izinde Ali Faik'e ve Tahir'e ithaf ediyoruz. "BİZİM İÇİN VATAN HAİNİ, TERÖRİST DEDİLER" Dolayısıyla yürüyüşümüz başladığı andan itibaren Nallıhan, Çayırhan, Beypazarı, Ayaş, Güdül halkı direnişin etrafında kenetlendi. Sendikamızın 5 kuruş parası yok. Genel Başkanımız emekli maaşıyla yaşayan bir arkadaş. İşçilerin parası yok. Dolayısıyla imkânsız bir direnişe; paramız olmadığı için, otobüs tutamadığımız için değil, aynı zamanda beslenme ve benzeri gibi ihtiyaçlarımıza halk bize sahip çıkar. Bizden büyük Türkiye emekçi halkı var, biz hiçbir direnişte bu bütçeyle aç kalmadık, açıkta kalmadık, yalnız kalmadık! Her direnişi halkın büyük kutsal dayanışmasıyla kazandık. Bu direniş de öyle oldu. Halkımızın önünde madenciler olarak eğiliyoruz."
Bugün ise İçişleri Bakanlığı, madencilerle ilgili çözüm bulmak amacıyla doğrudan görüşme trafiği başlattı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ile doğrudan bir araya geldi.
Bağımsız Maden-İş yöneticileri Başaran Aksu ve Gökay Çakır, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve işveren ile görüştü. Görüşme sonucunda anlaşmaya varıldığı açıklandı. Çakır, konuya ilişkin yaptığı ilk açıklamada "Bütün işçilerin hakları 15 gün içinde yatırılacak." dedi.
Bakanlıktaki yüz yüze görüşmenin arka planında sabah saatlerinde yaşanan kritik bir gelişme yer aldı. İktidara yakınlığıyla bilinen gazetelerde yer alan bilgilere göre, İçişleri Bakanı doğrudan holding sahibini telefonla aradı. Yapılan bu görüşmede Bakan, holding sahibinden işçilerin içeride kalan ve ödenmeyen ücretlerinin verilmesini talep etti. Bakanlık, patronla yapılan bu temasın ardından yönünü doğrudan eylemdeki madencilere çevirerek temas kurma kararı aldı.
"HEP BERABER KAZANDIK"
Gökay Çakır, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "17 günden beri sürecimizi herkes takip ediyor. Türkiye'nin dört bir yanındaki köyünden tutun, ilçesinden, ilinden herkes bizleri takip ediyor. Siyasetçiler de burayı takip ediyorlardı. Evet, bizler bir mücadele gösterdik, mücadele ettik ama sizlerin katkılarıyla hep beraber kazandığımıza da, buna da her zaman inanıyoruz." dedi.
Çakır, konuşmasında şunları söyledi:
Bir daha gördük ki, işçi sınıfı istemeden hiçbir şey olmazmış arkadaşlar. Bunu da son burada, Ankara'da herkes gördü. Demek ki ne yapacağız işçi arkadaşlarımız, emekçi dostlarımız? Hakkımızı arayacağız, birlik olacağız, beraber olacağız. Ama şunu da yapmayacağız; sarı sendikaların yollarına çıkmayacağız. Bugüne kadar hep bizi satanlar bunlar oldu. Bunu da bilin.
Değerli dostlar, konuşacak çok şeylerim var ama ben bu kadar kişiye hiç konuşmamıştım kusuruma bakmayın. Değerli dostlarım... Zafer her zaman direnen emekçinin olmuştur. Bugün de bir daha gösterdik, direnen kardeşlerimiz emeğinin karşılığını aldı arkadaşlar. Buradan Türkiye'nin dört bir yanında direnen kardeşlerime selam olsun! Bu kardeşlerimiz de muhakkak bu haklarını alacaktır. Biz alın terimizi istiyoruz, hakkımızı istiyoruz ama biz hiçbir zaman sadaka istemedik. Hiç kimseden fazla bir şey istemedik. Sadece alın terimizi istedik. Arkadaşlar beni dinlediğiniz için... şimdi Başaran abiye vereceğim sözü. O biraz daha sazı güzel çalıyor. Ben hepinize gönülden, yürekten teşekkür ediyorum arkadaşlar."
Başaran Aksu ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
Direnişimiz, Beypazarı, Nallıhan, Çayırhan, Ayaş ve Güdül'ü ilgilendiren bir direniş. Yıllar boyunca siyasi mekanizmalarla, idari mekanizmalarla, sarı sendikalarla bastırılmış, kuşatılmış 16 yıllık bir baskı, sömürü, hak gaspı mekanizması içerisinde ümitleri sökülmüş madenciler, son çare olarak bizimle iletişime geçtiler. Bizim için, sendikamız için; tehlikeli, agresif, vatan haini, terörist, provokatör, aklınıza ne geliyorsa işçiler bizden uzak dursun diye yerelde Sarı Sendika, yerel siyasi mekanizmalar tarafından propagandalar ettiler, tehditler savurdular. Ama biz bugüne kadar çizgimiz... faniyiz. Her kim gelirse önce o gelsin. Kurşunsan sıkarsın, bıçaksan sokarsın! Çizgimiz budur. Biz hep bu çizgiyle mücadele ettik.