![]() |
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği grup toplantısında konuştu. Emeklilerin durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, “AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 257 liraydı. Küçük emekli maaşı ve iyi bir koç 150 liraydı. İyi bir koçu, şöyle tuttuğunda ele gelecek koçu 150 liraya alıyordun. Emekli maaşı bir buçuk koç alıyordu. Bugün aynı koç 45 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bir buçuk koç alan emekli, yarım koç alamayan hâle geldi. İki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler” ifadelerini kullandı. Özel'in konuşmasından satır başları şöyle: Pazar günü bu ülkede sadece evlat değil, vicdanı, dayanışmayı, umudu büyüten annelerimizin Anneler Günü’nü hep birlikte kutladık. Bir kez daha tüm annelerin ellerinden öpüyoruz. Perşembe günü SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret ettik. Orada yerli teknolojilerimizi inceledik, firmalarımızı ve kurumlarımızı ziyaret ettik. ASELSAN’dan HAVELSAN’a, TUSAŞ’ımızdan TÜBİTAK’ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendisleri, gözleri pırıl pırıl gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada. Elbette savunma sanayini bir partiye, bir döneme mal edenlere rağmen, 1973’te kurulan TUSAŞ’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayarak, TUSAŞ’taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğini de konuştuk. Kimin emeği varsa, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk. Şöyle karşılaşmalar oldu: “Beni tanıdın mı? Ben Balyoz’da içeride yattım. Siz ziyaretime gelmişsiniz.” “Beni tanıdın mı? Tanıyor gibiyim.” “İzmir Askeri Casusluk davası… Siz olmasaydınız ortaya çıkmazdı. Bizi o iftiradan Meclis’te siz anlattınız, Ali Baba anlattı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri anlattı.” “Ergenekon’da siz yanımızdaydınız.” “Enflasyon, 28 bin lira olarak ilan edilen asgari ücretten 4 bin lirayı aldı götürdü bile” Bugün Kurban Bayramı öncesi son toplantı demiştim. Artık ne yazık ki vatandaşlarımız bayramı umutla karşılamıyor. Hatta “Bayram gelmiş neyime?” sözü, bayramla ilgili umut söyleyen cümlelerin yerine geçmiş durumda. Yıllık enflasyon %32,4’e yükseldi. Dört ay önce otuzun biraz altındayken yıl sonunda 16’ya düşecek demişlerdi. 30’dan 16’ya doğru düşeceğini iddia ettikleri enflasyonu, 4 ayın sonunda yıllık %32,4’e getirdiler. Son 4 aydaki enflasyon %14,6. Geçen sene bir miktar enflasyonda bu seneyle kıyaslandığında daha fazla düşüş olduğu için bir yıllık enflasyona %2,5 olarak yansıdı. Ancak bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. %14,6 ile 1 yılda hedeflenen %16’lık enflasyonu 4 ayda tüketmiş, 4 ayda oraya ulaşmış noktadayız. Bundan sonra enflasyondaki her artış kartopu gibi büyüyerek fiyatları daha yüksek, maaşları daha yetersiz bir hâle getirecek. Bir aylık enflasyonumuz, nisan ayı enflasyonumuz %4,2 olarak gerçekleşti. Yani dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. Hani diyorlar ya, “Enflasyon bütün dünyada sorun.” Dünyadaki 100 ülke, bir yılda bizim bir ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok. Kaldı ki işsizlikte Avrupa birincisiyiz, yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz, yüksek faizde Avrupa birincisiyiz, yoksullukta Avrupa birincisiyiz, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının 113 bin lira olduğu bir ülkede; 28 bin liraya ev geçindirmeye çalışan emekçilerin, 20 bin liraya hayatta kalmaya çalışan emeklilerin ülkesindeyiz. Ve bu enflasyon, dört ay önce verilen emekli aylığından, 20 bin liradan 3 bin lirayı aldı götürdü bile. Bu enflasyon, 28 bin lira olarak ilan edilen asgari ücretten 4 bin lirayı aldı götürdü bile. Ve iğneden ipliğe her şeye zam geliyor, gelmeye de devam ediyor. En önemli sorunlardan bir tanesi de, birazdan çiftçilerimizden bahsederken değineceğim, gıda enflasyonu. Dünyanın 17 katı bir gıda enflasyonuyla boğuşmak durumundayız. “Telefon 65 lira, AKP’den aldığında 133 lira” Bu kara düzende en büyük haksızlıklardan biri vergi sistemi. Geçen hafta tanıtmıştım, bayağı da alkış almıştı, ilgi vardı: “akpden.com”. Bizim akpden.com’da geçen hafta biliyorsunuz; 1 milyon 200 bin liralık bir araç, her şeyiyle yurt dışında üretilmiş, bir sürü masrafı, maliyeti var, firmanın acayip kârı var, üretildiği ülkenin o işten aldığı vergi var. Türkiye’ye satılıyor ve 1 milyon 200 bin liralık araç, Türkiye’ye geliş maliyeti 1 milyon 200 bin ama vatandaşa giderken 2 milyon 750 bin lira oluyor. Aracın 1 milyon 550 bin lirası her çeşit vergisi; KDV’si, ÖTV’si, bandrolü. Bu sefer gençler… Bu renk hem AK Parti’nin rengi hem o meşhur telefonun lansman rengi. Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye’ye geliyor. Bu telefon, dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından; dünyanın 6 kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor. Gençler sepete eklemeye kalkıyor. “Sepete ekle” deyince bizim akpden.com’da, “Fren, dur bakalım.” diyorlar. “Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz. Bu telefonu kullanacağım, bunda Kültür Bakanlığı payı var.” %1, 654 lira ona. %12 TRT bandrol ücreti var, 7 bin 900 lira. “Ne alaka?” deme. Belki açacaksın, oradan TRT’yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücretini vereceksin. Ondan sonra telefonuna vereceksin %20 KDV: 22 bin 194 lira. Bunların hepsine birden %50 ÖTV daha: 36 bin 990 lira. Vergiler toplamı 67 bin 764 lira. Telefon 65 bin lira, vergisi 67 bin lira. Dünya devi o şirketin, hepinizin bildiği o yarım elmalı şirketin her şeyi yapıp kârını da edip yüksek teknoloji dediği yerde 65 bin liraya gelen telefona, bizimkiler oturdukları yerden 67 bin lira vergi koyuyorlar. “Siteye ‘milli güvenlik endişesiyle’ erişim engeli getirildi” Ama bu siteye erişim engeli geldi. Şimdi girseniz 10 kişiden 9’u giremiyor. Yarın 10’u da giremez. Erişim engelinin gerekçesi: “Milli güvenliğe tehdit, ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit.” Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar. Diyorsun ki: “Partizanlık yaparsınız, AK Parti’nin işine gelmeyen siteyi kapatırsınız; işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ellemezsiniz.” Yok diyorlar, “Bak, gerekçe yazalım: Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliği tehdit altında olduğu durumlarda biz bu kadar hızlı davranacağız.” diyorlar. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyorlar. Cep telefonundaki vergiye isyanı milli güvenliğe tehdit görüyorlar. Yazıklar olsun sizin gibilerin milliyetçiliğine de, olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenlik de. Bir devlet bir partinin bu kadar organı hâline getirilirse, biz buna daha ne söyleyelim? Ayrıca biraz önce söyledim: Bugün Türkiye’de bizi izleyen, dinleyen beyaz yakalılar, mavi yakalılar, mühendisler, teknisyenler var. 60 bin, 70 bin, 80 bin lira maaş bir asgari ücretliye baktığınızda çok büyük maaş gibi görülüyor. Ama bu kişilerin dünyadaki emsallerine, dünyadaki mevkiidaşlarının, meslektaşlarının aldığı maaşlara bakınca dörtte bir maaşlara çalışıyorlar. Ve üç katı fazla çalışıyorlar. Üç katı da pahalı bir ülkede yaşıyorlar. 60 bin lira ücret alan bir işçiden 138 bin lira yıllık vergi kesiliyor. İki maaşı oraya gidiyor. 70 bin lira maaş alan bir teknisyenden 180 bin lira, yani iki buçuk maaş yılda vergi kesiliyor. 80 bin lira maaş alan bir mühendisin 235 bin lirası, yani yılda 3 maaşı vergiye gidiyor. Ama AK Parti ne yapıyor? AK Parti yeni bir vergi barışı getiriyor, yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? Dışarıda paran varsa, “Nasıl kazandın?” sormadan; uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi, nasıl kazandıysan kazan, yüzde beşinden biraz hasılat verirsen bize, parayı getirirsin, Türkiye’de istediğini yaparsın. “AK Parti’nin kara düzeni yıkılmadan hiçbir sorun çözülmez” Geçen hafta söyledim: Uyuşturucu baronu yakalamışlar, “Varlık barışından yararlandım, geldim.” diyor. Önce daire aldım çünkü varlık barışı Türk vatandaşlarına aitmiş diyor. Türkçe bilmiyor. “250 bin dolara daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım, parayı buraya getirdim.” diyor. Sonra o baron, torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, 14-15 yaşındaki yoksul çocuğu TikTok’tan, oradan buradan yakalayıp, ailesine bakmayı taahhüt edip, kendisine içeride bakmayı dâhil edip ona bir kimlik, bir silah verip; örneğin Adana’nın iş insanlarını sıradan tehdit ettiriyor. Sonra birer kurşun sıktırıyor. Parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra 14 yaşında o çocuk diyor ki: “Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyorlardı.” İşte AK Parti’nin Türkiye’ye yaptığı kara düzen budur. O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. O Ahmet Minguzzi’yi bıçaklayıp da içeride anasına diklenenlerin, anasını babasını tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti’nin onların önünü açtığı kara düzendir. “İki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler” AK Parti’nin kara düzeni yıkılmadan hiçbir sorun çözülmez. Gelelim Kurban Bayramı’na… AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 257 liraydı. Küçük emekli maaşı ve iyi bir koç 150 liraydı. İyi bir koçu, şöyle tuttuğunda ele gelecek koçu 150 liraya alıyordun. Emekli maaşı bir buçuk koç alıyordu. Bugün aynı koç 45 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bir buçuk koç alan emekli, yarım koç alamayan hâle geldi. İki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler. AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret emekli maaşından düşüktü ve 187 liraydı. İyi bir koç 150 liraydı. Bir asgari ücret bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde elinde 28 bin lira var, kurbanlık 45 bin lira. Bayram ikramiyesi açıklaması Ve gelelim emekli ikramiyesine… Çünkü şöyle: 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi “Her emekliye bir maaş ikramiye.” demişti. AK Parti “Veremezsiniz.” dedi. MHP ve o gün BDP, bugün DEM Parti… 7 Haziran’da emekliler AK Parti’yi iktidardan ettiler. 1 Kasım’a giderken o kaotik süreçte “Biz de vereceğiz.” dediler. 2015’te verilen söz, seçim yok ya; 2016’da unutuldu, 2017’de unutuldu. 2018’in seçimden önceki Kurban Bayramı’nda ilk kez tutuldu. Ve biz itiraz ettik: “Bir maaş verin.” dedik. Bir maaş vermediler ama bin lira verdiler. Bin lira o zaman maaşın %66’sıydı. Ama bugün işte o gün, hani dedim ya iyi bir koç… Emekli ikramiyesi 1000 liraydı ve bir koç alıyordu. Geçen hafta duydunuz, bakan “Bu bayramda da artış yok.” dedi. Ramazan’da da vermedikleri gibi 4 bin lira olarak verecekler. 2018’de 1000 liraydı, şimdi 4 bin lira. “Artmayacak.” dediler. 2018’de bir koç alan 1000 lira, 2026’da bir but alıyor. Emekliler alabilirse bir but alıyor. Bu emekli ikramiyesinde sadece 8 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin sayesinde AK Parti’nin zorla verdiği bir koç parası vardı. Şimdi koç 45 bin lira, ikramiye 4 bin lira. Buradaki hesap en basit hesap. 21 kat artarken kesim bedeli… Yani koçu gidip de buradan almazsan, Diyanet İşleri’nin sitesine girersen onlar da kesim bedeli kabul ediyorlar ve kurbanı onlara bırakıyorsun. 2018’de Diyanet İşleri’ndeki kurban kesim bedeli 850 liraydı, ikramiye 1000 liraydı. Bakın, gidip koç alıyor ya da Diyanet İşleri’nde de 850 liraya kestiriyorlar sana. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedelini 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanlığı’na atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece 4 kat artırmış. 8 yılda 21 kat artan Diyanet İşleri’nin hesabı, 4 kat artan emeklinin ikramiyesi… Hesap bu duruma getirildi. Kırmızı ette elbette bir krizin içindeyiz. Son 5 yılda enflasyon %653 artarken et fiyatları %1240 artmış. Burada ne geliyor aklına? Hemen Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin protein destekleri, mandıraları, halk etleri ve orada eti %30-40 ucuza sattıkları yerler geliyor. Ama yetişebilir mi? Yetişemez. Bir kilo veriyor ayda, bilemedin 2 kilo veriyor. Kimseye yetişemez. Bitti mi? Bitmiyor. Onun için ne var? Devlette Et ve Süt Kurumu var. Güya ucuz satacak. Ama biliyorsunuz, et ithalatıyla uğraşan genel müdürleri var ve 2024 yılı verileri açıklandı: 14,3 milyar lira kâr elde etmiş Et ve Süt Kurumu. Biraz ucuz etin, sütün peşine koşan vatandaştan 14 milyar lira kâr elde ederek kurumlar vergisinde ilk 15’e girmişler. Türkiye’nin en çok vergi veren 15 şirketinden biri hâline gelmişler. Millet ucuz et alacağız diye uğraşıyor. Senin için kâr etmek değil; senin için et ithal edip bilmem ne yapmak değil; senin için Türkiye’de ucuza et ürettirmek, ucuza kestirmek, ucuza ulaştırmak lazım. Türkiye’nin 15. kâr kurumu hâline gelenler bugün görevlerini yapmayanlardır. Bugün iktidarın liyakatsiz atamaları sonucunda o kurumun başında olanlardır.
Bizim genç arkadaşım bu telefonu almaya kalksa 133 bin 164 lira ödüyor. akpden.com: Telefon 65 lira, AKP’den aldığında 133 lira. Gönder AKP’yi, alırsın bu fiyata ama tabii siteye akıl almaz bir şey yaptılar. Allah bunlardan razı olsun, onlar da razı olsun; bu siteye erişim engeli getirdiler. Birazdan hangi sitelere erişim engeli getirmediklerini söyleyeceğim. Bu siteye erişim engeli geldi saatler içinde, bir gün içinde. Hâlâ girilebilen bilgisayarlar var çünkü birçok başka başka numaraları varmış bu işin. Girilemeyenler için: akpikiden.com, akpiikiden.com, akp2den.com. Öyle değil mi? Onu kapatırlarsa inadına 3’ten.com, 4’ten.com. Hadi engelleyin göreyim.