![]() |
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının ardından ilk kez televizyonda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kurultay davası süreci hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, mahkemenin kendisini 'kayyım' olarak adlandırması durumunda görevi kabul etmeyeceğini belirttiğini, 'mutlak butlan' kararı çıkması nedeniyle mahkeme kararını kabul ettiğini söyledi. “İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayınız mı?” sorusuna “Niye bunu tartışıyoruz?” yanıtını veren Kılıçdaroğlu, “Ben bu sistemi, bu rejimi, tek adam rejimini kabul etmiyorum ki. Ben zorunlu olduğum için aday olmuştum. Biz Anayasa'yı değiştirmek istiyoruz” dedi. Yayın boyunca gazetecilere tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Neden yazmıyorsunuz genel başkan diye? Efendim mahkeme kararı var. 38. kurultay iptal edildi. Mahkeme göreviyle geldim ben buraya.” diye konuştu. Ekrem İmamoğlu'nun kendisine “saray kayyımı” sözleri hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, “Ekrem Bey'in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap verecek durumum yok” ifadelerini kullandı. İBB iddianamesinin tamamını okumadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem yalan söylemiş olurum” ifadelerini kullandı. Özgür Özel ve Ali Mahir Başarır'ın dokunulmazlıklarının kaldırılması hakkında “Ben böyle bir şey ile suçlansam dokunulmazlığımın kaldırılmasını ve gidip aklanmayı isterdim” dedi. Tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması sürecinde verdiği oy konusunda pişman olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Defalarca ziyaret ettim. Haksızlık yapıldığını biliyorum” diye konuştu. Kurultay süreci hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, “Olağanüstü değil, olağan kurultay. Ne olacak en fazla 4-5 ay sürer” dedi. Kılıçdaroğlu, Sözcü TV'de gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu'na yöneltilen sorular ve Kılıçdaroğlu'nun cevapları şöyle:
Tepkiler karşısında kendinizi hiç sorguladınız mı? Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim sizce ne olurdu? Mutlak butlanda sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz kültürü vardır. Hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Mahkeme partiye kayyım atarsa ben bunu kabul edemem ama mutlak butlan kararı verilirse ben buna bir şey diyemem. Partiyi hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın. Kararın çıkıp çıkmayacağından haberiniz var mı? Erdoğan ile iş birliği yaptınız mı? Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen? Hiç kimse benim ahlakımı sorgulamaz. Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı? Yargılandı. belediye meselesini asla parti meselesi haline getirmedik. Bizden uzman, avukat isterseniz göndeririz ama olayı parti meselesine dönüştürmeyiz. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu. Sayıştay gidip bakıyordu. Olamaz, olmaz. Sizin kurultayı kaybetmenizden sonra mı "yolsuzluk" yapıldı ve rüşvet alındı? Gazeteci olarak şunun üzerinde durmuyorsunuz. Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, 'Öyle şey olmaz' der. Hiçbir gazeteci çıkıp 'sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?' demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım. Meclis Başkanı "Böyle bir olay yok dedi" ama hatırlarsınız... Ben o Meclis başkanının da neler yaptığını biliyorum. Tutanak tutuldu. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında Meclis başkanını da göstererek dava açmaz mısınız? Bunları yapmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz ama kişisel çıkara, zenginleşmeye yönelik kapıyı CHP tarih boyunca açmadı, açamaz. İmamoğlu "Saray kayyımı" derken sizden bahsediyor. Öyle bir niyetim yok. Arınma, temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı en çok ve en sert eleştiren ve bu konuda mahkum olan, tazminata mahkum edilen kişi de benim genel başkanlar arasında. Bugün de eleştiriyorum. Dünyanın lafını ettik, hala da ediyorum. Kim getirdi memleketi bu hale? Çeteleri memleketin başına bela eden Erdoğan değil mi? Siz İBB iddianamelerini okudunuz mu, takip ediyor musunuz? Ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem yalan söylemiş olurum. Tüm tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili komisyon kurduk. Komisyon bana özet getirir. Benim bütün iddianameleri okuma şansım yok zaten. Erdoğan hangi dönem olursa olsun "Benim dönemime bakmayın, AK Parti dönemine bakmayın" diyor. Siz de öyle diyorsunuz. İmamoğlu siz cumhurbaşkanı seçilseydiniz tüm topluma cumhurbaşkanı yardımcısı olacağını taahhüt ettiğiniz bir isim. "Baba-oğul gibiyiz" dediğiniz bir isim. Sadece Ekrem Bey mi tutuklu? Partinin pek çok belediye başkanı sorumlu ve tutuklu şu anda. Biz komisyonu bunun için kurduk. Siz kalkıp da kendisine rüşvet verdim diyen adama dava açamıyorsa ben ne yapacağım? İmamoğlu sizin için şu anda hangi noktada? Tutuklandığında eve gittim, basın açıklaması yaptım. Bugün de aynı yerdeyim. Orada ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Sadece CHP'de mi yolsuzluk var sizin de dediğiniz gibi. Kılıçdaroğlu'nun söz konusu açıklaması şöyle: “CHP 100 yıllık bir parti ve zaten bir mücadele partisi. Geçmişte de genel başkanlarımız hapse atıldı, tutuklamalar oldu, mal varlıklarına el kondu. Bunların hepsini yaşadı CHP. Dolayısıyla böyle baskıların arttığı her dönemde partimizin önemli aktörleri gözaltına alınıyor, ya tutuklanıyor ya da hapse atılıyor. Dolayısıyla şimdi de tek adam döneminde bir kişinin gelip yasamayı, yargıyı, yürütmeyi kontrol ettiği bir süreç yaşıyoruz. Herkes şöyle ya da böyle bir şekliyle mağdur ediliyor. Bizim görevimiz de mücadele etmek. Yani haksızlıklara karşı, adaletsizliklere karşı mücadele etmektir. Milletvekili arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız, sadık partililerimiz, adalet konusunda duyarlı olan ama partili olmayan vatandaşlarımız... Bunların hepsi bir şekilde tepkilerini zamanı gelince ortaya koyacaktır. Bu açıdan Ekrem Bey’e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Ama işte diktatörlerin olduğu, baskıların, eşitsizliklerin olduğu bir ortamda maalesef bunları yaşıyoruz.” Ama sadece CHP'li belediye başkanları tutuklu... Yolsuzlukta çifte standart uygulaması doğru değil, yanlıştır diyorum. Kamu vicdanını yaralar diliyorum. Orada bir şey daha var. Belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmalarını da orada söyledim. Soruşturma açılabilir. Biz hala o noktadayız diyorsunuz ama Fatoş Pınar Türker iki çocuğuyla tehdit edilip çıplak aramaya maruz kalıyor. İnsanlar etkin pişmanlıkçı olsun diye uğraşılıyor. Siz bunları konuşmuyorsunuz. Ben bu arkadaşları hapishanede ziyaret ettim. İmamoğlu şu anda sizin onun yanında olduğunuzu düşünüyor mu sizce? Yanımda olur, karşımda olur ben onu bilmem. Hatta bir bayram günü tatildeydim. Belediye başkanlarının tümünü gittim, ziyaret ettim. DHKP-C'den Sarıyer Belediye Başkanımız mahkum. DHKP-C mi kaldı? Siz niye bunu sormuyorsunuz? Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır yahu? İnsanlar sizi yanında hissetmiyor... Bizden avukat isterlerse, uzman isterlerse göndeririz, hepsini yaparız. Yılmaz Büyükerşen de yargılandı... İstemeleri mi gerekiyor? İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir istedi. Uzman istediler, gönderdik. Sonunda beraat etti. Sorun şurada. Biz kişisel çıkara dönük bir şey olmadığı sürece... Hiçbir belediye başkanı mahkum olamaz. O zaman yargının bağımsız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yargının bağımsız olmadığını en çok söyleyen benim. Herhangi bir belediye başkanı suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alınırsa olabilir yani sizin için. Onu soruyorum. Atalay'ın, Demirtaş'ın, Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığından mı? Hayır. Ama bakın onlar siyasi dava. Bunlar siyasi dava değil. İkisinin arasında büyük fark var. Peki yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı? İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay... Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız. "Yolsuzluk"tan tutuklandıklarında "Biz buna siyasi mi diyeceğiz?" dediğimizde kamuoyunda karşılığı olmuyor. Kamuoyunu yönlendiren sizsiniz, ben değilim. Siz gazetecisiniz değil mi, takipte bulunacaksınız. Az önce söyledim. Rüşvet verdim diyor. Niye dava açılmıyor? Niye sormuyorsunuz? İftira atılan kişi dava açmak zorunda ya. Suç duyurusu da değil, genel başkan yardımcıları dedim. 'Para verdim' dedi. İsim vermek istemiyorum. Verdim diyor adam. Daha açın yahu. Hepsinin ortak dava açması lazım. Açmıyorsa kabuldür bu, bu kadar basit. Siz de gazeteci olarak sormak zorundasınız ama sormuyorsunuz. Bir tarafta A Haber var bir tarafta başka haber var. Herkes birini aklamaya çalışıyor. Medya sorgular, benim bildiğim bu. Bunu bizim için mi söylediniz? Hayır, asla. Genel söylüyorum. Bir gazeteci (Merdan Yanardağ) hakkında sizinle yaptığı röportaj sebebiyle iddianame hazırlandı. Yanardağ, "Niyetiniz ne olursa olsun iktidarla paralel bir görüntü sergiliyorsunuz. İddianamemde sizinle yaptığım röportaj gerekçe olarak gösterilmesine rağmen tek bir açıklama yaptınız mı?" diye soruyor. Doğrusu yeni öğreniyorum samimi olmak gerekirse. Diploması iptal edildi ve sonra da "yolsuzluk" davası açıldı. 19 Mart meselesi "yolsuzluk" diyorsunuz. Sizce burada siyasallaşmış bir yargı "yolsuzluk" davalarını da yapıyor olamaz mı? Diplomasının iptal edilmesini doğru bulmadığımı söyledim zaten. O zaman bütün davaları kapatalım, yolsuzluk yoktur diye. Aynı yargı neden sadece CHP'li belediyelere operasyon yapıyor sizce? Cumhurbaşkanlığını garantilemek için. Dediniz ki "Rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden uzaklaştıramadığım için özür dilerim." Demek ki eminsiniz. Niye açıklamıyorsunuz? Özgür Bey'e devir teslimde isimleri verdim. Bu partinin yıpranmasını istemem. Siz gazeteci olarak sorgulamak zorundasınız. Siz onları değil, beni sorguluyorsunuz. O dört belediye başkanı sizin döneminizden mi? Az önce size ne söyledim? Bir partinin yetkilisi belediye başkanlarından para isteyemez dedim değil mi? Para isterse rüşvettir, ortası var mı? Bu gerçek. Parayı veren söylüyor. Parayı verdiğini söylediği kişi de "Almadım" diyor? E almadım diyor, kanıtlıyor. Gününü, yerini söylüyor. Başarır'ın fezlekesinde 25 kez "duydum", 4 kez "duyum", 15 kez "söyledi", 8 kez "iddia" kelimesi geçiyor. Mağdur kısmında siz yazıyorsunuz. Bu fezleke ile sizin milletvekilinizin dokunulmazlığı kaldırılabilir. Siz burada yazanları doğru kabul ettiğinize göre size açık açık şunu sormak istiyorum; elinizde bir para verme görüntüsü, bir dekont, bir tapu; yani bir belge var mı bu fezlekenin doğru olduğunu söyleyen? Ben bu davanın tarafı değilim ki. Davayla ilgim yok benim. Kurultayda yolsuzluk yapıldığı iddia ediliyor ama ben gidip de kim para verdi kim vermedi nereden bileceğim? İfade verenler değişimciler. Parayı dağıttım diyenler, gezenler onlar. Bu fezleke yarın Meclis'e gelirse..? Ceza davası da kurultay davası da ikisi de aynı delillere dayanıyor. Siz bu fezleke Meclis'e geldiğinde vekillerinize hangi yönde el kaldırmalarını söyleyeceksiniz? Ben böyle bir şey ile suçlansam dokunulmazlığımın kaldırılmasını ve gidip aklanmayı isterdim Siz bunu son yaptığınızda Demirtaş tutuklandı biliyorsunuz. Pişman mısınız? Hayır, değilim. Defalarca ziyaret ettim. Haksızlık yapıldığını biliyorum. Atalay'a da haksızlık yapıldığını biliyorum. Muharrem İnce'nin 2018 kurultayına dair iddiası hakkında ne dersiniz? Olayın tanıdığı değilim. En baştan beri aynı tutarlılığı gösteriyorum. Para alıp verdim kendisinin duyumu. Herkes mutlak butlan davasını ben açmışım gibi davranıyor. Öyle bir şey yok. Ben delegeyi parayla satın alıyorsam bunun farkı mı olur? A kurultayı B kurultayı mı olur? Burada sorun benim anladığım dengeyi değiştirecek kadar para trafiğinin olması. Eğer bir kurultayı parayla satın alıyorsanız bu milli güvenlik sorunudur, olmaz. Ahlaki üstünlüğü, arınmayı bunun için söylüyorum. Bizim kurultayımızda para pul işleri olmazdı. Şimdi niye para pul işi girdi? Bu paraları kimler dağıttı, kimler arabalara bindi, nerelere gitti? Ben söylemiyorum ki, onlar anlatıyor. Hiç kimseyle genel başkanlığım süreci içinde, daha önce de hiçbir delegeye telefon açıp bana oy verin demedim. Yapmaz bunu bir genel başkan. Bunu söylerseniz genel başkanlık yapamazsınız. 24 Mayıs'ta genel merkezde hiç hoş olmayan görüntüler kayda geçti. Cop, biber gazı, polisin girmesi... Uzun süre genel başkanlık yaptığınız parti binanızdaki bu görüntüler vicdanınızı sızlatmadı mı? Kendinizi sorumlu tuttunuz mu? Sızlattı ama hayır, sorumlu tutmadım. Genel merkeze vekiller niye alınmadı diye niye sormuyorsunuz? Ben polisin girmesini asla savunmadım. Polisin girmesini ben istemedim. Hayır efendim. İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesi lazım değil mi? Polis mi gelsin diyor o yazıda? İcra memurunun oraya girmesi lazım. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını, genel merkezden dışarı taş atılmasını asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var? Otobüsüyle gelmiş. O adam cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy vermediğini açıklayan kişi. Orada ne işi var? Binanın içini ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Partili olmayan, partiyle ilgisi olmayan insanlar bunlar. Siz partinin kapısına nasıl baraj kurarsınız? Bolu Belediye Başkanı koltuk fırlattığında davet edin dedim. Kim kazandı? Biz orada kavga çıkarabilirdik. Niye çıkarmadık? Polisin girmesi için her koşulu yapıyorsunuz. CHP'li de değil, başka partilerden, olmaz. Saat 12.00'de görüşseydiniz bunlar olur muydu? Hayır, biz görüşmeyecektik. O gece Sayın Sarıbal defalarca aradı. Sabaha kadar vaktimiz var, oturalım, konuşalım. Bir genel başkana dönelim demiş Bora Temir arkadaşımız. Kinci telefonda Murat Bey ben genel başkana ulaşamadım demiş, mesele bu. Biz bir taşkınlık olmasın diye ne gerekiyorsa yaptık. Hangi CHP'linin burnu kanadı? Beker size oy vermediğini söyledi ama "Seçimden sonra CHP'de siyasete devam etmek istedim" dedi. Ben Kılıçdaroğlu'nun "Genel merkeze adam taşıdığım iddiaları hakkında suç duyurusunda bulundum" dedi. Peki siz niye Beker hakkında suç duyurusunda bulunmadınız? Beker taşkınlık yaptı demedim. Geldi oraya. Beker'e cumhurbaşkanlığına oy vermedim dediği için itiraz ettim. Kim oluyor o? Otobüsüyle gelip bir sürü inşaat işçisini otobüsle getiriyor. Genel merkezin kapıları asla kapatılamaz. Günün 24 saati açıktır. Artık başka konuya geçelim, dış politikaya geçelim. Birçok CHP'li "Kılıçdaroğlu'nun kayyımdan ne farkı var?" dedi... Kılıçdaroğlu talimatı verse bu soru doğruydu. Ben mutlak butlanı da kabul etmedim, görevi de kabul etmedim. Siz bir kaymakamın ya da başka kişinin kayyım olarak atanmasını kabul eder misiniz? Benden niye korkuyorlar? Kayyım ayrı. Ben kayyımı kabul etmediğimi alt mahkemedeyken söyledim. Ama dedim mutlak butlan çıkarsa eski PM'nin tamamı gelecek ve yeniden kurultay yapacağız. Yahu çıkın, deyin ki bizim kurultaylarımızda şaibe olmaz dedin. Şimdi siz bana diyorsunuz ki kayyımı neden kabul ettin? Seçmenler... Seçmen bilmiyor ki. Diyorlar ki, "Kılıçdaroğlu'nun kayyımdan ne farkı kaldı gözümüzde?" Kayyımdan farkınız nedir? Kayyım gelseydi ne yapardı? Mesela ihraç kararları alabilir miydi? İşten atabilir miydi? Ben bilmem, hiç kayyımlık yapmadım. İhraç kararı verebilirdi. Kayyım isterse işten de atardı. Ne farkı var? Kayyım bir kaymakam istediğini yapar ama biz bir karar aldığımızda MYK'nın yaptığı bir uygulamayı disiplin kurulu bozdu. Disiplin kuruluna müdahale yoktur tarihimizde, bağımsız karar alır. Siyasi Partiler yasasının 17. yasasında tüm yetkiler genel başkana bırakılmış halde, geniş yetkileri vardır. Benim o yetkileri kullanmak gibi bir şeyim yok. PM'miz, MYK'mız, MDK'mız var. Kayyım olsa bunların hiçbiri olmayacaktı. Kayyım olsaydı bunların hiçbiri olmazdı. Aynı kurallar geçmişteki gibi çalışıyor. Yönetim, tüzük uygulanıyor. Kaymakam atanmıyor siyasi partilerin başına. Kaymakam atanmasın da iş adamı atansın, partili atansın. Masumiyet karinesine kimse itiraz etmiyor. Ceza kesmiyoruz. Tüzüğümüzdeki uygulamayı yapıyoruz. Tüzüğümüzde var tedbiren uzaklaştırma, niye olmasın? Bir hukuk normunu işletirseniz ve hukuk normu yanlışsa gider mahkemeye, beraat eder, gelir. Akın Gürlek'i sizin yaptığınız dönemde de tanıyoruz. Sizin "Zekeriya Öz'ümüz, adaleti katleden adam" gibi ifadeleriniz var. Diyorsunuz ki "'Bana sadece göz kırpın, gerekeni yaparım' diyor" diyorsunuz. Butlan kararının ardından Gürlek, kararı sahiplenen bir açıklama yaptı. Siz diyorsunuz ki "Gürlek mahkeme kararlarını yönlendiriyor." Erdoğan'ın göz kırpmasıyla Gürlek butlan kararına, göreve gelmenize etki etmiş midir? Arka kapı diplomasimiz yok. davayı açan, tanığı, değilim. Gürlek'in kararı Erdoğan'ın etkisiyle verip vermediğini yargıçlara sormak lazım. "Butlan kararı siyasidir" diyor musunuz? Olay siyasidir ama karar farklıdır. Düşünceden ötürü değil, para trafiği var orada. İktidarın müdahalesiyle mi yapıldı bilmiyorum. Alt mahkeme karar verirken Erdoğan üç hakim yerine bir hakime daha kolay nüfus ederdi değil mi? Yok. Ben Erdoğan müdahale etmiş mi etmemiş mi bilmiyorum ama benim şahsi kanaatim herhalde en alttaki mahkemeye daha kolay derdi değil mi? Yapar mı yapmaz mı bilmem? Bütün yargıçlar Erdoğan'ın kararıyla hareket ediyor dersek bu yargı ve yargıcı töhmet altında bırakmaktır. Bazı yargıçların attığı imzanın onuru vardır. Çok sayıda hukukçu da "YSK'nın yetki alanına girildi, orada bir gasp var" diyor. "Partiyi arındıracağım" diyorsunuz ya, bu görevi size kim verdi? CHP'nin tarihi verdi. CHP'nin tarihinde böyle bir şey yoktur. CHP'nin ahlaki üstünlüğü tartışılmazdır ve bunu korumak zorundadır. Parti, kuruluşundaki ahlaki kodlara dönmezse partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım? Delege satın alan insanı ben nasıl koruyacağım? Veysi Uyanık ve oğlu Ahmet Uyanık sizin A takımınızda. Neden? Kendisini tanıyor musunuz, eğitimini biliyor musunuz? Babadan ötürü çocuğu niye yargılıyorsunuz? Askere gidiyor artık. Bu çocuk iyi eğitim almış ve PM üyesi. Çocuğu alıp babaya, babayı alıp çocuğa düşman etmeyiz. Ekonomi konusunda son derece yetkin. Sizin arınma konusundaki hassasiyetiniz nedeniyle, kişisel olarak değil. Bu konularla hiç ilgisi yok. Babası dolayısıyla oğlunu suçluyorsunuz. Olmaz. Bu gazetecilik değil. Bu partiye PM'ye kadın kotasını getiren, genç kotasını getiren benim. Tüzüğü değiştiren kişi benim. Önümüzdeki kurultayda göreceksiniz; ön seçim zorunluluğu getireceğim milletvekilleri için. Babayı ayırıyor musunuz? Gerçeği söyledi. Para alanla para vereni aynı kefeye koymamak lazım. Biz bütün tanıkları partiden atmak durumundayız o halde. Arınma söyleminizin samimi bulunmadığı söyleniyor çeşitli anketlerde. Neden? Bilmiyorum ama para pul işine girenleri bu partide tutmayacağım. Disiplin kuruluna sevk ederken de gerekçesini yazıyoruz. Yargıda geri dönebilir partiye. Seçmen niye inanmıyor sizce? Televizyonların tek boyutlu yayın yapması nedeniyle. Hangi TV kanallarıyla protokol yapıldığı parti arşivinde var. Sosyal medya için ödenen paralar da kayıtlarda. Benim dönemimde sosyal medya yoktu, sadece TV kanalları vardı, sözleşme yapar, bedelini öderdik. Meşru, yasal bir şey yani. Sosyal medyaya büyük paralar ödenmiş ama niye ödendi diyemeyiz tabii. Sözcü Televizyonu ile herhangi bir anlaşmanız var mıydı? Geçmişte de yok, bu dönemde de yapılmadı. Rüşvet alan da veren de suçludur. Hukuk sizin gibi ayırmıyor. Hukukçu Ersan Şen diyor ki "Kayyım gelseydi kurultaya götürmek zorundaydı partiyi, yönetemezdi." 833 delege imzası genel merkeze getirildi. Bu nasıl tedbir kararı ki size disipline sevk hakkı veriliyor? Biz hiçbir çatışmaya izin vermeden yapıyoruz bunları. Tedbir kararının kaldırılmasını ister misiniz? Karşı taraf zaten itirazı yapan, Özgür Beyler. Arkadaşlarla konuşur, kararı gerekirse çekeriz, ne olacak ki? Ben şu soruyu sorabilir miyim? Eğer Özgür Özel "Temyizi çekelim, tedbir engeli kalksın ve olağanüstü kurultay yapalım" derse? Olağanüstü değil, olağan kurultay. Ne olacak en fazla 4-5 ay sürer. Eski delegelerle yapamazsınız. Şaibe var denilen delegelerle yaparsak oradan da mutlak butlan çıkar. "Eylülün başı için takvim yapalım" denilmiş ve siz biriyle konuşup vazgeçmişsiniz denildi. Böyle mi oldu? Partiyi neden yoralım? Yeniden seçimlerimizi yaparız. Mahkeme de karar verdim yine aynısını yapıyorsunuz der. FETÖ ithamında bulundunuz. Sizin görev sürenizde danışmanınız Fatih Gürsu, vekil yaptığınız Erdemir firari, Zekeriya Öz'e şerefli bir savcı dediniz. 15 Temmuz'da iktidar medyası sizi eleştirdi evinizde olmanız nedeniyle. Sizin eski yol arkadaşlarınıza FETÖ ithamında bulunmanız bu anlamda ayıp olmuyor mu sizce? Doğru. O dönem yasaklı değillerdi, televizyonları vardı vs. Ekrem Bey de orada spor programı sunuyordu, hiç böyle bir şey demedik ona. FETÖ'cüler girmesin diye MİT'ten destek istenmiş. Ben de diyorum; kim bunlar? Hiçbir siyasi parti MİT'ten destek almaz. Parti, MİT'ten destek alamaz, oranın kuruluşu değildir, isteyemez. İmamoğlu cumhurbaşkanı adayınız mı? Niye bunu tartışıyoruz? Ben bu sistemi, bu rejimi, tek adam rejimini kabul etmiyorum ki. Ben zorunlu olduğum için aday olmuştum. Biz Anayasa'yı değiştirmek istiyoruz. Ama önce cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmanız gerek. Bizim adayımızı yeri gelince yetkili organlar belirler. Burası AK Parti, MHP değil. CHP'de itiraz kültürü vardır, herkes düşüncelerini söyler, genel başkan sonuna kadar dinler. Milyonlarca insan İmamoğlu için imza verdi. Saygı duyuyorum. Aday adayı mı peki? Bilmiyorum ki. Siz Ekrem Bey'den görüş aldınız mı? Müslim Sarı "Aday adayıdır" dedi. "Sorun çıkmazsa" dedi ön cümlesinde. Mahkemede sorun çıkmazsa aday adayı olabilir. Bir sürü aday adayı vardır. "Başkanlık rejimi içinde Anayasa değişimine hayır deriz" diyor musunuz? Evet. 6 parti kabul etti. Güçlendirilmiş parlamenter sistemi dedik. Biz hala onun sahibiyiz. Biz onun kitabını yazdık, broşürünü yazdık. Bizim partimizin arşivinde anayasa ile yapılmış çok... Ahlakı savunan adam sokağa mı çıkamayacak? Sokağa mı çıkamayacağım? Böyle bir şey yok. Partinin kurumsal kimliğini güçlendireceğiz, ahlaki temellerini güçlendireceğiz. Ondan sonra göreceksiniz parti kuruluşundaki ahlaki kodlara kavuşmuş; yapısı güzel ve ciddi... Kurultayda tüzük de değiştireceğiz. Ön seçimi de zorunlu yapacağız. Aday gösterilirseniz genel başkanlığa aday olacak mısınız? Partiyi kirlilikten arındırdıktan sonra ben oturmak, yaşamak istiyorum eşimle çocuklarımla huzur içinde. 78 yaşındayım; bazıları benden büyük, bazıları benden küçük. 78 yaşındaki bir insana özgürce sorular soruyorsunuz. Erdoğan'a bu soruları soramazsınız. Erdoğan mı sizi destekliyor diyorsunuz. Bir insana bu soru sorulabilir mi? Emin Çölaşan konuşmadığım şeyleri yazdı. Ben ona ne zaman konuştum? Neden yazmıyorsunuz genel başkan diye? Efendim mahkeme kararı var. 38. kurultay iptal edildi. Mahkeme göreviyle geldim ben buraya. Ben en sert eleştirileri bile dikkatle dinlerim. Eşim tehdit ediliyor. Bu kadar ahlaksızlık olabilir mi? Troller... Dava açıyoruz; Özbekistan, Pakistan'da çıkıyor. Biri Samsun'da bulundu, hapiste. Ben gelmişim. Benden niye korkup çekiniyorlar? Ahlakim yapım, kim olduğum belli. Benim hatamı, eksiğimi söyleyen gerçek dostumdur. Bayağı ismi cismi belli olan CHP seçmeninin pek çoğu "Çocuklarımızın geleceği çalınıyor. Bu nedenle Kılıçdaroğlu'nun bu süreçte butlan kararını kabul etmesine karşıyız. İlk defa AK Parti'nin önüne geçen bir parti var" diyorlar. Kararı veren, parayı alan, rüşveti veren ben değilim. 38. kurultayı yaptı. Aynı delegelerle nasıl yapacaksınız? "YSK'ya başvurun önerisi" de var... YSK'nın bir kararı çıktı ve açık, net şunu söyledi; ben parti içindeki para hareketlerine karışmam, benim işim seçimle ilgili dedi. Bu ders kitaplarına girecek bir karar. "Troller bunu yapıyor" dediniz ama partinizde yol arkadaşlarınız; Zeybek, Kayışoğlu, Başarır... Size "proje" dediler. Bile bile seçim kaybettiğinizi söylediler. Bizzat yol arkadaşlarınız seçimi bile isteye kaybettirdiğinizi söylediler. Bunlar trol değil, eski yol arkadaşlarınız. Hiçbir zaman 13 seçim olmadı. Kaç seçim oldu? Gazetecisiniz siz. Olmadı efendim. 2010 anayasa, referandum. 2011 genel seçim... 13 seçim bile olmadı, referandum bu. Referandum için de Atilla Kart çıktı; direnmediğinizi ve AİHM'e başvuruyu geri çektiğinizi söyledi. Doğru değil ki. Bülent Tezcan'dı açıklamayı yapan. Mesajı atan o. AİHM'e kadar götüren de biziz. CHP açtı davayı. Birisi bir şey söylüyor; herkes ona inanıyor. Bir araştırın nedir ne değildiri. İddiam şu; her seçimde oyumuzu artırdık biz. O bombalar patlamasaydı başka tablolar çıkacaktı ortaya. Bütün metropolleri aldık. Daha ne alalım biz? İyi Parti'ye verdiğimiz yerleri seçimde geri aldık. (Editör: Can Öztürk) Kılıçdaroğlu mutlak butlan chp
Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım? Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum. Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez.