Özel'den Kılıçdaroğlu'na: Gel Yarışalım

14 Temmuz 2026 Salı  17:38

Özel, Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni partiyle ilgili olarak; "Gerçek anlamda CHP'li kendi partisini korur. Hiçkimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur, kim partiden ayrılıyorsa Erdoğan'a hizmet eder. Türkiye'yi dar bir alana kıstıran bir görüşü kabul etmiyoruz. Kimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur" sözlerine yanıt verdi. "Kimse yeni partinin meraklısı değil" diyen Özel, "Yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip umudunu tükettiğin emekli soruyor! Yeni partiyi nasırlı elleriyle kiraz toplayan, sanayide bütün gün çalışan teyze soruyor. Artık bu ülkede yaşayamam gideceğim diyen gençler soruyor. Hem seçilmeden geleceksin, AKP yargısıyla atanacaksın kendini 6 yıl önceden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın eline verilen delege ki 500'ü oyu sana vermiş yani insan buradan bir şey anlar. İradesi sakatlandı dediğin seçimde sana oy vermişler sonra da imza verdiler gel kurultayı yenileyelim diye. Erken seçim olursa AKP'ye böyle yakalanacağım diyorsun. Sonra diyor ki yeni parti niye konuşuluyor anlamıyorum. Millet umudu yeni partide arıyor!" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, "2 milyon üyeyle yarışalım, kaybeden CHP'yi salsın. Yüzde 90 altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum! 'Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum' demiştim, kazanmak ve siyaset iddia işidir" ifadelerini kullandı.


CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Özel, katıldığı bir televizyon yayınında; "Gerçek anlamda CHP'li kendi partisini korur. Hiçkimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur, kim partiden ayrılıyorsa Erdoğan'a hizmet eder. Türkiye'yi dar bir alana kıstıran bir görüşü kabul etmiyoruz. Kimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur. Ülkeyi bu hale getirenle mücadele etmemiz lazım, ayrıldınız partiden ne diyeceksiniz? Benim dediğimi diyecekseniz niye ayrılıyorsunuz? AKP'ye katılacaksanız ona bir şey diyemem" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu'na da yanıt verdi.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Başta Sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, siyaseti masa başında yapanlara, sokağa çıkmayanlara, çıkamayanlara sesleniyorum. Milletimizde korku yok, milletimizde teslimiyet yok. İnanç var, azim var, kararlılık var. Millet ayaktadır. Halkın coşkun akan selinin karşısında tarih boyunca hiçbir güç duramadı, şimdi de duramayacak. Belki makamlarımız, şatafatlı sahnelerimiz yok. Bazen bir bankın, bazen bir sandalyenin üzerindeyiz ama hepimizin içi rahat olsun ki, hepimize müjdeler olsun ki biz milletimizin gönlündeyiz, milletin gönlündeyiz.

Biz adım adım 21 il dolaştık, 22.'si Kırıkkale'ye cuma günü varacağız. Biz bir yandan yürürken, adalet için yürürken, mücadele için yürürken, yeniyi ararken, yeniyi kurarken; bir yandan da uğradıkları haksızlıklar duyulsun, görülsun diye yürüyenler var. Onlardan bir grup da adalet için, 21 Ocak 2025'te Grand Kartal Otel'de yakınlarını kaybedenler Bolu'dan Ankara'ya yürüyorlar. Acılı ailelerin yürüyüşünü Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradan saygıyla selamlıyoruz, mücadelelerinin sonuna kadar arkasındayız, onların yanındayız.

Kartalkaya için adalet yürüyüşü
Kartalkaya'da 36'sı çocuk, 78 insanımız hayatını kaybetmişti. Elbette otel yönetimi, İl Özel İdaresi sorumluydu. Ancak asıl sorumlu, otele işletme belgesi veren, düzenli olarak denetlemekle sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı'ydı. Bolu'da oluşturulan bilirkişi heyeti, verilen üç günlük sürenin sonunda raporunu hazırladı, teslim etmeye götürdü. Rapora baktılar, raporu teslim almadılar. 'Buradan Bakanlığı sil, yerine Bolu Belediyesi'ni yaz' dediler. Dediler ki: 'Bolu Belediyesi sorumluluk alanında değil burası. Buraya ruhsatı veren de, denetlemek zorunda olan de Kültür Bakanlığı. Biz bunu yapamayız.' 'O zaman istifa yazın, bilirkişilikten istifa edin, bu raporu bize teslim etmeyin' dediler. Yerine yeni bilirkişi raporu, yeni bilirkişi heyeti atadılar. Eski heyetin raporunu korsan ilan ettiler ve yeni bilirkişi raporuyla korumak istediklerini koruyan, cezalandırmak istediklerini cezalandıran bir yargılamaya ön açtılar, yol açtılar.

Şimdi oradan bu tarafa doğru yürüyenler; eşini, annesini, evlatlarını kaybedenler bu tarafa doğru yürüyorlar ve diyorlar ki: 'Haksızlığa uğradık, gerçek sorumlular cezalandırılmadı ve biz sorumluların hesap vermesini, yargılanmalarını istiyoruz.' Bugün 'Geçmişteki faili meçhulleri aydınlatıyoruz' diye algı çalışması yapanlar, faili malum olan bir katliama sessiz kalıyorlar. Aynı Bakanlar Kurulu masalarını paylaşıyorlar, yüz yüze bakıyorlar, sonra da dönüp bu millete adalet dağıtacaklarını söylüyorlar.

Cumartesi Anneleri
1111 haftadır Cumartesi Anneleri'nin kayıplarını aramak için, onların sesini duyurmak için İstanbul'da oturdukları yerde, güya o faili meçhulleri bulacaklar, beyaz Toroslarıyla millete poz veriyorlar, bakanlıklardaki makamlarda oturuyorlar. Bir gün gelecek, Cumartesi Anneleri de, Kartalkaya'da, Soma'da, Ermenek'te ne kadar toplumun içini yakan ve bu sistem içinde kendini kurtaran ve onları kurtaranlar hesap verecek; adalet yerine gelene kadar bu mücadele, bizim mücadelemiz olarak sürecek.

Şehit aileleri ve gaziler
Kartalkaya aileleri yürürken kahraman şehitlerimizin aileleri ve gazilerimiz ise verilmeyen hakları için Güvenpark’ta oturma eylemi yapıyorlar. Parti olarak 2,5 yılda 163 il ve ilçede, bazılarında birden fazla olduğu için toplam 252 şehit ve gazi derneğini ziyaret ettik. Bu konunun sorumlusu, MYK üyemiz, emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu hem üst yapılarla hem de Türkiye’de yetişebildiği bütün derneklerle yakından çalışıyor. Kendisinin organize ettiği, tüm derneklerin temsilcilerinin katıldığı bir büyük çalıştayı 2 yıl önce hep birlikte gerçekleştirmiştik ve o çalıştayın sonucunda, iki günlük çalışma toplantısının sonucunda ortak akılla 18 ayrı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunmuştuk.


Kanun teklifi Milli Savunma Komisyonu'nda ve ilgili komisyonlarda bekliyor. Teklifin özelliği şu; o kanun yasalaşırsa, o teklif yasalaşırsa şehit ailelerinin, gazilerin hiçbir sorunları kalmıyor, tüm sorunları... Örneğin bugün Güvenpark'ta ortezlerini, protezlerini gösteriyorlar, hepimizin içi sızlıyor. Onun en ucuzunun değil de tıbbın gerektirdiği en uygununun ödenmesi, büyük fiyat farklarının çıkmaması, hastanelerde karşılaştıkları zorlukların giderilmesinden tutun sosyal hayata yönelik olarak, ekonomik beklentilere yönelik olarak tüm düzenlemeler 18 kanun teklifinde duruyor.

Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi'nden bir sayın milletvekilinin ifadelerini duyuyoruz, kanun teklifini görüyoruz. Daha önce Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde verilen sözleri, Genel Başkan düzeyinde grupta yapılan konuşmaları takip ettik. Tüm siyasi parti gruplarının; İyi Parti'nin, yeni oluşum grubunun bu konuda kanun tekliflerini takip ettik, ortaklaşılmak üzere gerekli çalışmaları yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisi grubunun da, Dem Parti grubunun da, grubu bulunmayan bütün milletvekillerinin de bu sese bir kulak vermesini, bu çalışmanın meclis kapanmadan ki meclisin geleneğinde bu vardır tatile girmeden önce üzerinde uzlaşılan, toplumsal beklenti yaratmış konular da meclisin adım atması, meclisin şanına, şerefine, varoluş gayesine uygun çalışmalardır.

Bu konuda grup başkanvekillerimiz dünkü MYK toplantısında da alınan karar gereğince görevi üzerlerine aldılar. Bu konuda gerekli çalışmaları yapacağız ve bundan sonrası için vatan uğruna canını veren şehitlerimizin geride bıraktıkları yakınlarının ya da uzuvlarını kaybetmiş ya da sağlıkları etkilenmiş gazilerimizin artık bu beklentilerine bir son vermek hepimizin vazifesidir. Buradan yüce Meclis'i bir kez daha göreve davet ediyoruz.

AP'nin kararına tepki
Şehit ve gazilerimizden söz etmişken bu kürsüden en net şekilde vurgulamak isterim ki kahraman ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri bizim onurumuzdur.

Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin olarak alınan ve iğrenç ithamlarla -haksız demiyorum, iğrenç ithamlarla- harekât ordumuzu lekelemeye çalışan kararı Cumhuriyet Halk Partisi olarak en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz!

Yıllarca ağır zulümlere uğrayan, soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde Karaoğlan'ın, rahmetli Ecevit'in o günkü Başbakan Yardımcısı rahmetli Erbakan'la birlikte ordumuzu Kıbrıs'a yollamasıyla, Kıbrıs'ta hem Hava İndirme Tugayı'nın hem çıkartma filolarının başarılı operasyonlarıyla, Kıbrıs'ı işgal etmek değil barışı sağlayacak kadar ilerleyip duran, o gün Ecevit'in müjdelediği gibi adaya savaşa değil barış için giden, Türk tarafına da Rum tarafına da barışı getiren ve yapmış oldukları katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, gerekirse can veren ama bugüne kadar en ufak en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla dahi karşılaşmamış, asla ve asla yakın yere konulamayan, halen daha ölenlerine Allah'tan rahmet, dimdik ayakta duran o tertemiz, pırıl pırıl Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz.

MESEM'de katledilen çocuklar: Hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız
Bir kahredici acı haberi de bu hafta Osmaniye'den aldık. MESEM projesi kapsamında traktör tamiri yaptırılan 16 yaşındaki evladımız Yiğit Mehmet Kesme, traktörün hidrolik aksamına sıkışarak feci şekilde can verdi. Yiğit'e Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz.

Ancak Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21'i MESEM kapsamında çalışıyordu. Milli Eğitim'in başına atanan hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz, Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle meşgulkense onun görev yerinde evlatlarımız canlarını kaybediyor. Bu MESEM projesinin; mesleki eğitim, sahada eğitim Almanya'da 40 yıldır bir can almıyorken, bir uzuv kaybı yaşanmıyorken Türkiye'de MESEM projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız? Eninde sonunda soracağız!


CHP'li belediyelere operasyonlara tepki
Biz kaybeden değil, kazanan CHP'yiz. Bugüne kadar toplam 34 belediye başkanımıza operasyon düzenlediler. 24 belediye başkanımız hala tutuklu. Üstünde savcı cübbesi varken parti başarısı için çalıştı. Bugün de bakan olarak devam ediyor. Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Ya rutin denetlenilir ama eğer iddia varsa gidilir o ihbar incelenir ayın usullerle denetim ve yargıya gidilir. Bunun dışında bir denetleme yolu yok. Belediye başkanlarına sabahın köründe gidip evini, ofisini, belediyesini basıp ve her şeye koyulmaz. Önce suçluya karar verip, hedeftekini alıp sonra bütün firmalara, çalışanlara de ki 'seni içeri attım, tutukladım, malına mülküne çöktüm ve en hassas noktanı buldum. Hadi bakalım şunu altın imza at, başkanı suçla. Seni salayım onu alayım.' Ankara'nın yapmam dediği, yıllardır direndiği sistem bu.

Hüseyin Can'ımızı gözaltına aldılar. Kapıyı kırmayın yedek anahtarı komşuyla yollarım dedi. Belediyeye polise yardımcı olun, ne istiyorlarsa baksınlar dedi. Birileri o ihale iptalini Ankara'da olmuyor diye İstanbul'a bildirdi. Dosyayı aldı Ankara'ya geldi ve olayı bu boyutta ele aldı. Hedef İmamoğlu idi, CHP'nin başarılı belediye başkanlarıydı. Ankara'da hedef kim? CHP'nin, Özel'in canını yakalım ve Hüseyin Can Güner'i alalım dendi. Gözümüz kulağımız adliyede. Bir yandan da yeni atamalardan sonra yeni görev dağılımları olacak. Göreve gelecek isimlere soruyorlar önce 'bu gelirse delile mi bakarsın gözüne kırpmadan tutuklar mısın' Gözünü kırpmadan tutuklayacakları göreve koymaya ve gayrinizami bir mülakat yapmaya çalışıyorlar.

"FETÖ'cüler yargılama yaparken Danıştay baskını yapan kişiyi 46 saat dinlemişler"
Geçen hafta İmamoğlu'nun yargılandığı davada 147 ayrı iddia var. Herkese yöneltilen iddiadan ona da yöneltiliyor. Yani onun da toplu bir savunma yapması lazım. 21 gün aralıksız kendi savunmasında sözü kesilmemiş 12 Eylül yargısında Abdullah Baştürk'ün. FETÖ'cüler yargılama yaparken Danıştay baskını yapan kişiyi 46 saat dinlemişler. Ekrem Başkan her bir şey söylediğinde 'savunma sıran gelince cevap vereceksin' diyen bir sistem var. 9'una kadar bitirin talimatı gelmiş. Avukatın sözü kesilmiş, nerede görülmüş bu? Ekrem Başkana 6 saatte savunma yapın diyorlar. Nasıl yapacak?

TGRT'de İBB davasıyla ilgili ne anlatılıyorsa servis edilip orada burada ne haysiyet cellatlığı yapılıyorsa göreceksiniz iddianamede bile olmayacak dedik. Sayılanlar iddianamede yok. Her şeyi başlatan gizli tanık iddianamede yok. Gizli tanıklıkta oyuncu değişikliği mi olur?

Kılıçdaroğlu'na yeni parti yanıtı
Kararı alan kararı üst mahkeme denetimine sokmamaya çalışıyor. Birkaç gün daha oyalanırsam bunlar yılar partiyi karşı tarafa bırakır ben de sıyrılırım diye düşünüyor. Rapor almak suretiyle düğmeye basma görevini de kendisine alarak verilen talimatına uygulayanın muradını ben biliyorum. Ama günü gelince millet soracak hesabını! Bir yandan da yeni parti kurulur mu? Kurulmasın... Kimse yeni partinin meraklısı değil de yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip umudunu tükettiğin emekli soruyor! Yeni partiyi nasırlı elleriyle kiraz toplayan, sanayide bütün gün çalışan teyze soruyor. Artık bu ülkede yaşayamam gideceğim diyen gençler soruyor. Hem seçilmeden geleceksin, AKP yargısıyla atanacaksın kendini 6 yıl önceden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın eline verilen delege ki 500'ü oyu sana vermiş. İnsan buradan bir şey anlar. İradesi sakatlandı dediğin seçimde sana oy vermişler sonra da imza verdiler gel kurultayı yenileyelim diye. Erken seçim olursa AKP'ye böyle yakalanacağım diyorsun. Sonra diyor ki yeni parti niye konuşuluyor anlamıyorum. Millet umudu yeni partide arıyor!

Gel, ikimiz yarışalım. 2 milyon üyeyle yarışalım, kaybeden CHP'yi salsın. Yüzde 90 altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum! 'Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum' demiştim, kazanmak ve siyaset iddia işidir. Ortaya koydum. Buyurun!"



Sayfa Adresi: http://www.medyaspot.com/haber/Özel-den-Kılıçdaroğlu-na-Gel-Yarışalım/262408