![]() |
Elektrikte “çok tüketenin çok ödemesini” öngören ‘son kaynak tedarik tarifesi’nde uygulanan yıllık tüketim limitinin düşürülmesi yeniden gündeme geldi. 4 bin kilovatsaat olarak uygulanan limitin 3 bin kilovatsaate çekilmesi, az tüketenin de çok ödemesi anlamına geliyor. Elektrik ve doğalgazda kademeli tarife uygulamasının yaygınlaştırıldığını belirten Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Mahir Ulutaş, özellikle elektrik tüketiminde belirlenen sınırın aşılmasıyla yurttaşların borsa fiyatlarına dayalı tarifeye yönlendirildiğini söyledi. Zam tartışmalarında yalnızca ulusal tarifeye yapılacak artışın değil, yüksek tüketim limitlerinin düşürülmesinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Dört kişilik bir hanenin aylık ortalama elektrik tüketiminin yaklaşık 230 kilovatsaat olduğunu belirten Ulutaş, bunun yıllık 2 bin 760 kilovatsaatlik tüketime karşılık geldiğini ifade etti. BirGün’den Ebru Çelik’in haberine göre, ısınma amacıyla elektrik kullanımı gibi etkenler hesaba katılmasa bile hanelerin mevcut 3 bin kilovatsaatlik sınıra yaklaştığını söyleyen Ulutaş, limitin daha da düşürülmesi yönündeki tartışmalara dikkat çekti. Ulutaş, ulusal tarifeye resmi bir zam yapılmadan da tüketicilerin daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya bırakılabileceğini belirterek “Zam yapmadan zam yapmış oluyorlar. Birkaç yıldır bu sırayla limiti düşürüyorlar. Ulusal tarifeye zam yapmıyoruz diyerek aslında yüksek tüketim limitini kademeli bir şekilde aşağıya indiriyorlar. Böylece yüksek tüketim faturasından fatura alacak hane sayısını artırıyorlar” diye konuştu. Elektrikte yüksek tüketim limitinin geçmiş yıllarda çok daha yüksek olduğunu hatırlatan Ulutaş, uygulamanın zaman içinde genişletildiğini ifade etti. Beş yıl önce 1 milyon kilovatsaat seviyesinde olan limitin daha sonra 5 bin ve 4 bin kilovatsaate düşürüldüğünü belirterek mevcut eğilimin sürmesi halinde daha fazla hanenin serbest piyasa fiyatlarıyla karşı karşıya kalacağını söyledi. Enerji piyasaya terk edilemez Enerji fiyatlarının serbest piyasadaki arz ve talep dengesiyle belirlenmesinin, elektriğin temel bir altyapı hizmeti ve insan hakkı olduğu gerçeğini göz ardı ettiğini belirten Ulutaş, enerji alanında kamusal bir yapılanmanın gerekli olduğunu vurguladı. Ulutaş, “Fiyatları aşağı çekebilecek temel politikanın üretim, iletim ve dağıtım süreçlerinde kamusal otoritenin yeniden kurulması zorunludur. Yapmamız gereken, üretim, iletim ve dağıtımıyla bu alanda yeniden bir kamu otoritesinin tek elinin kurulmasıdır. Fiyatları aşağı düşürebilecek ana politika da bu olmalıdır" dedi. Faturalar ödenemiyor Doğalgaz ve elektriğe zam tartışmaları sürerken dar gelirli yurttaş mevcut faturaları ödeyemiyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında 1,8 milyon hane, elektrik faturasını ödeyebilmek için sosyal yardıma ihtiyaç duydu. İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) Eylül 2025 verilerine göre, her 5 kişiden biri faturalarını ödeyemiyor. İPA’nın “İstanbul’da Yaşlılıkta İyilik Hali” araştırması kapsamında ise görüşülen 65 yaş üstü 752 bireyin yüzde 25,9’u faturalarını ödeyemediğini belirtti. Öte yandan milyonlarca yurttaş faturası ödeyemiyorken 21 elektrik dağıtım şirketine yılında ilk 8 ayında sokak aydınlatmaları karşılığında bütçeden 6,5 milyar TL para aktarıldı. Dağıtım bedeli 5 yılda yüzde 880 oranında arttı EPDK'nın Ocak ayındaki yüzde 25'lik elektrikte tarife artışı sonrası, 4 kişilik bir ailenin asgari elektrik faturası 744,7 TL'ye yükseldi. Mart itibarıyla yapılan zamla birlikte, son 5 yılda faturadaki artış yüzde 306'ya ulaşırken dağıtım bedelindeki artış %880'i buldu. Nisan 2026 itibarıyla faturanın yalnızca yüzde 15'i enerji bedelinden oluşurken, yüzde 75'e yakını dağıtım bedelinden oluşturdu.
Bu hesaplamalarına göre, son 5 yılda enerji bedeli yüzde 24,5 artarken dağıtım bedeli yüzde 880 oranında zamlandı.