'Artık Türkiye onuncu, yirminci, kırkıncı, ellinci yıllarda değil. Her şeyiyle çok olgun. Bundan dolayı gurur duyuyorum. Bu olgunluk sayesinde Türkiye, çevresince yakından takip ediliyor ve örnek alınıyor. Bu olgunluğun çeşitli algıları olabilir. Türkiye bunların hepsini aşar. O bakımdan heyecanlanmaya hiç gerek yok. Türkiye'ye dışarı çıkıp da bakınca heyecanlanıyoruz. Ne kadar güçlü, büyük olduğumuz gözüküyor. Cumhuriyetin temel ilkeleri konusunda bir mutabakat var. Bunların dışındaki düşünceler dikkate alınmayacak kadar marjinaldir. Her ülkede olduğu gibi bizim de sorunlarımız olabilir. Kaygıya gerek yok. Sorunları olgunluk içinde kendi gücümüz, kendi inisiyatifimiz, kendi aklımız, kendi birikimlerimizle çözebilecek olgunlukta olalım. Türkiye'nin aydınları, siyasetçileri, bilim adamları, komutanları ve ünü Türkiye'yi aşmış insanları var. Zaman zaman karşılaştığımız sıkıntılı durumları bu birikimle hep beraber aşacağız. Hedef belli. Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyet seviyesi. Evrensel kurallar, evrensel demokrasinin kuralları belli. Kimsenin, Cumhuriyet'ten dönüş ya da Cumhuriyet'ten başka yönetim tarzı düşünecek hali söz konusu olamaz. Demokratik standartlarımızı muasır medeniyet standardına kendi gücümüzle taşımamız önemli. Bunları yapacağımıza eminim. Türkiye'nin geleceğine güvenim tam.''
Daha sonra Gül ile gazeteciler arasında şu diyalog yaşandı:
- Soru: Türkiye'nin yüzü Doğu'ya döndü, deniliyor...
- Yanıt: Yok. Öyle kolay mı yön değiştirmek. Doğu-Batı nisbi değerlerdir. Ne demek Doğu-Batı? Demokrasi, insan hakları, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, serbest piyasa ekonomisi gibi değerler kurallarla, yasalarla giderek güçleniyorsa Türkiye'nin Doğu'da mı Batı'da mı olduğu anlamsız kalır. Türkiye'nin bir devlet politikası haline gelmiş olan AB hedefi vardır. Bizim gidişatımızı resmi olarak kolaylaştırmazlarsa, biz birçok şeyi kendi kendimize yaparız. Türkiye güçlüdür. Kim yanındaysa ona da güç katar. Herkes istediği gibi Türkiye'ye davranamaz. Herkes ahdine, atılan imzalara sadık kalacaktır.
- Soru: Açılım süreci durdu. Harekete geçirmek için sizin devreye
girmeniz söz konusu olur mu?
- Yanıt: Bunlar statik meseleler değildir. Dinamik meselelerdir. Bir anlık, bir günlük, bir konuşmalık şeyler değil, dinamik bir bir gelişim sürecidir.
- Soru: Muhalefetle görüşecek misiniz?
- Yanıt: Yeri geldiğinde görüşüyoruz.
- Soru: Meclis konuşmanızda tarihi fırsat dediniz. Bu fırsatın içi dolduruluyor mu?
- Yanıt: Olacak. 'Terör bitti' denecek. Terör bitti diyebilmek için de içinizde ya da komşunuzda silahlı insan kalmayacak.
- Soru: Şimdi Kıbrıs açılımı mı yapılacak? Yıl sonuna kadar referandum olabilir mi?
- Yanıt: Açılım fikri değil, Türkiye'nin beklentileri var. Bu, ucu açık olmaz. Bu işin sonunda referanduma sunulur. Biz yıl sonuna kadar bu işin bitmesini arzu ediyoruz. Böylesi zaman geçirmek gibi oluyor. Böyle olursa Türkiye'yi kimse suçlayamaz. Türkiye samimi bir şekilde yoluna devam ediyor.
- Soru: Domuz gribi aşısı oldunuz mu?
- Yanıt: Olmadım. Ama doktorlar ne diyorsa yapmak lazım. Çocuklar okula gidiyor geliyor. Doktorlar aşı olmamız gerekiyor, diyorsa olmak lazım. Farkına varmadan virüs taşıyıcısı olunabilir.
- Soru: Başbakan ile Genelkurmay Başkanı arasındaki görüşme hakkında bir bilgi ulaştı mı?
- Yanıt: Onu siz takdir edersiniz.
KÖŞK'TE 'RENKLİ' BİR GECE
CUMHURBAŞKANI Gül, 29 Ekim nedeniyle ikinci resepsiyonunu dün akşam Çankaya Köşkü'nde verdi. 'Eşli' resepsiyona, siyaset, diplomatik, iş ve medya dünyası ile sanat dünyasından çok sayıda konuk katıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın medya yöneticisi damadı Berat Albayrak'ın da boy gösterdiği resepsiyonda katılımcılar adeta şıklık yarışında bulundu. Resepsiyonda türbanlı konuk sayısının oldukça az olduğu gözlendi. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ile İran elçisinin Hayrünnisa Hanım'ın elini sıkmaması dikkat çekti. Azınlık dinlerinin temsilcileri de davete katıldı.
Ali Ekber ERTÜRK/ANKARA/AKŞAM