Demokratik Toplum Kongresi için Diyarbakır’da bulunan Ahmet Türk ve kapatılan DTP’nin 8 milletvekili, hava yoluyla dün gece Ankara’ya döndü. Ahmet Türk, uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazeteci Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, siyasi yasak verilmesine karşın milletvekilliği yolunun bağımsız olarak kendisi için açık olduğunu hatırlatarak Ahmet Türk’e düşüncelerini sordu. Türk, kendisinin yıllardan beri siyasetin içinde olduğunu ve verilen bu kararın ne anlama geldiğini iyi bildiğini söyledi. Daha önce de Hamit Geylani’nin siyasi yasağının bitmeden bağımsız aday olma şansına sahip olduğunu hatırlatan Türk, bunun Yüksek Seçim Kurulu’nun verdiği karar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
DEMOKRATİK SİYASETİN ÖNÜNÜ AÇAN Anayasa Mahkemesi İSTİYORUZ
“Önemli olan demokratik siyasetin önünü kapatmaya yönelik yaklaşım biçiminin sorgulanmasıdır. Bu ülkede demokratik siyasetin önünü açmayı esas alan bir Anayasa Mahkemesi'ni görmek istiyoruz. Çağdaş demokrasiyi yorumlayan, toplumu ve Türkiye’yi çağdaş bir noktaya taşıyan bir Anayasa Mahkemesi’ne Türkiye’nin ihtiyacı var. Anayasa Mahkemesi, ne ceza mahkemesi, ne de borçlar hukukuna bakan bir mahkemedir. Toplumsal gelişmeyi ve çağdaşlaşmayı esas alan Türkiye’nin demokratik reflekslerini geliştirmesi gereken bir mahkeme olarak değerlendirmek lazım. Ve, bugün demokrasiye inananlar bunu böyle görmek istiyor. Şimdi burada statükocu bir mantıkla resmi ideolojinin belirlemelerine göre kendini sınırlandırmış bir Anayasa Mahkemesi artık çağımızın taleplerini karşılayacak olan bir mahkeme olmaktan çıkıyor.”
‘MECLİS'TE FAZLALIK OLARAK GÖRÜNDÜK’
Türk, bir gazetecinin bölge halkının kendilerini Meclis'te görmek isteği yönündeki soruyu şöyle yanıtladı:
“Dürüst olmak lazım ki, halk bu zemini terk ettiğimiz için üzgün. Terk etmemizi de istemiyor. Ama siyasetçinin görevi halka öncülük etmektir. Biz halkımızın sorunlarını gündeme getirmek ve taleplerini gerçekleştirmek için yola çıktık. Eğer bunu gerçekleştiremeyecek bir yaklaşım biçimiyle ve bir mantıkla karşı karşıyaysak ve bu süreci halkımızın beklentilerine yanıt verecek bir noktaya taşıyamıyorsak ve bugün çoğulculuğu, katılımcılığı, çok sesliliği esas alan bir parlamento görüntüsünü birileri Türkiye’ye taşımak istiyorsa, ama bütün buna rağmen hiçbiri bizi hazmetmiyorsa o zaman bizim de kararımızı vermemiz lazım. Yani bir taraftan sayın Cumhurbaşkanından tutun da diğerlerine kadar, ‘Bu parlamentonun bu yapısı, farklılıklarının olması Türkiye açısından önemli bir şans’ dediler. Peki bunu dedikten sonra siyasi partilerin hangisi DTP’nin burada (Meclis'te) bulunmasının değerini bildi. Veyahut olmamızdan dolayı bırakın desteklemeyi, veyahut da hoşgörüyü adeta bulunmamızdan rahatsız olan bir tavırla karşı karşıya kaldık. Bunun görülmesi gerekir. Biz de bu anlayışı içimize sindiremiyoruz. Orada fazlayız, orada işe yaramayız, orada bütün doğru söylemlerimize, barışçı söylemlerimize rağmen bizi ötekileştiren bir mantıkla karşı karşıya kaldık.”
19+1 FORMÜLÜNÜ DE SONA ERDİRLER
Tabiki biz bunun mücadelesini verdik ama Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra inanıyoruz 19+1’in de işe yaramayacağını, kısa bir süre sonra bu formülü de sona erdirmeye yönelik farklı bir yaklaşımın ortaya çıkacağını da düşündük.”
SAĞDUYU ÇAĞRISI YAPTI
Ahmet Türk, Muş’ta yaşanan ve 2 kişinin ölümü, 8 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylarla ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Muş'ta, aldığımız bilgilere göre yıllardan beri derin devlet ile ve JİTEM'le çok içice olan bir şahsın gerçekleştirdiği, halkın üzerine ateş ettiği bir kişi.
Tabii ki biz bunu kınarız. Yine de şunu söylüyorum bütün olaylara rağmen halkımıza gerçekten sağduyulu olmasını rica ediyorum. Demokratik tepkilerimizi eylemlerimizi her zaman ortaya koyacağız. Haksızlığa karşı mücadele edeceğiz, ama bunu demokratik tepkilerle demokratik ölçüler içinde olması konusunda da, aynı zamanda da bir çağrı yapmayı istiyorum.
Belki bugün sizin (gazetecilerin) vasıtanızla bu çağrıyı da yapıyorum. Çünkü demokrasi fazilet mücadelesidir, erdem mücadelesidir. Elbette ki Kürt halkı haksız yaklaşımları mahkum etmek için bütün gücüyle çaba gösterecektir. Ama gerçekten ne esnafımıza, ne insanımıza zarar vermeyecek bir tavrı, tutumu gerçekleştirmek zorundayız.
Bu nedenle daha sağduyulu, ama demokratik tepkilerini gerçekten demokrasi ölçüleri içinde olacak bir tepkinin de olması gerekiyor. Çünkü demokrasi varsa, bir demokrasi tanımı içerisinde mutlaka insanlar bu tepkilerini ve taleplerini dile getirmek durumundadır. Onu getiremezse o zaman demokrasi tesis edilemez. Ama ölçüsünü, gerçekten ne istediğimizi çok daha güçlü bir şekilde ifade edebilecek bir tavrı, bir yaklaşımı da önemsememiz gerekiyor diye düşünüyorum.”
‘SORUNUN ÇÖZÜMÜNE KATKI SUMAK İÇİN GELDİK’
Meclis'in istifalarını kabul etmemeleri durumunda, tekrar grup kurup kurmayacaklarına dair bir soru üzerine Ahmet Türk, “Biz irademizi çok açık şekilde ortaya koyduk. Biz sorununun çözümüne katkı sunmak için geldik. Fazla olmak için gelmedik. Eğer bizi bir fazlalık gören bir mantık devam ederse, bizim yapacak hiçbir şeyimiz yok. Yani daha önce de söyledim, ne mevki, ne makam ne maaş için buradayız. Fazlalık gören bir anlayış ile birlikte bu ülkenin sorunlarına çözüm getiremeyiz. Biz böyle bakıyor ve böyle düşünüyoruz” dedi.
‘FARKLI ZEMİNDE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ’
Meclis'ten çekilme kararı aldıktan sonra tavır değişikliği görüp görmedikleri ve bunun nasıl değerlendirildiği yönündeki soruyu ise Ahmet Türk, “Biz Meclis'e gelmek için mücadele verdik. Meclis'i sorunların çözüm yeri ve adresi olarak gördük. Ama bir Meclis, düşüncelerimize, farklılığımıza tahammül edemiyorsa, bu farklılığımıza saygı göstermiyorsa, bizi bu Meclis'te fazlalık olarak görüyorsa, biz kendimizi yeniden değerlendirmek zorundayız. Sıkıntı bu, bunun çok iyi görünmesi gerekir. Evet bugün de Meclis'ten ayrılıyoruz, çıkıyoruz. Ama yarın yine bir Meclis'e gelmek için halkımızın iradesini ve taleplerini yansıtmak için yine farklı bir zamanda ve farklı zeminde mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek yanıtladı.
AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN AÇIKLAMASI
Avrupa Parlamentosu’nun DTP ile ilgili açıklamasının hatırlatıldığı Ahmet Türk, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yani tabii ki Avrupa Parlamentosu’nun kararını tek yönlü olarak değerlendirmemek lazım. DTP’nin kapatılmasını eleştiriyor. Ama tabii ki iki yönlü bir eleştiri var. Bizde farklı bir şekilde demokrasi mücadelesini eleştiren bir yaklaşımı var. Tabii ki bu biraz resmi ideolojinin ve resmi söylemlerin etkisinde kalan bir söylem biçimi olarak değerlendiriyoruz. Onun çok iyi görünmesi gerekiyor.” (HÜRRİYET)