Çelik, Milli Eğitim Şurasında, konuşulmayan tek konunun imam hatip meselesi olduğunu söyledi.
Bakan Hüseyin Çelik, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2007 yılı
bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtladı.
Herkesin siyaseti rekabet zemininde yaptığını ve bütün partilerin AKP'nin rakibi, ancak düşmanı olmadığını ifade eden Çelik, 'Düşmanlık zemininde siyaset yapmanın bizden öncekilere bir faydası olmadığı gibi bize de olmaz' dedi.
Çelik, CHP'ye yönelik hakaret içeren sözler sarfetmediğini bundan sonra da söylemeyeceğini belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'AK Parti, eğitimin
dinselleştirilmesi için elinden geleni yaptı' sözlerine katılamayacağını ifade
eden Çelik, 'Dinselleştirilen bir eğitim ortamını görmedim' dedi.
Hüseyin Çelik, Türkiye'de eğitimin laik olduğunu ve laikliğin Cumhuriyetin 4
temel unsurundan birisi olduğunu vurguladı.
CHP'lilerin laf atması üzerine Çelik, 'laiklik tanımı üzerinde birilerinin
görüşlerinin farklı olabileceğini' söyledi.
-'LAİKLİK ANLAYIŞI BUDUR'-
Milli Eğitim Bakanı Çelik, 'Dindar insanlar inanabilirler, hayatlarını bu
doğrultuda tanzim edebilirler. Dinsiz insanlar da dinsiz olarak yaşayıp dinsiz
olarak ölebilir. Kimse dinsizin dinsizliğine, dindarın da dindarlığına karışmaz.
Bizim bildiğimizi laiklik anlayışı budur. Türkiye'de eğitimin laiklikten
uzaklaştığı, laik eğitimin örselendiği şeklindeki iddiaları itham olarak
görüyorum ve kesinlikle reddediyorum' diye konuştu.
İmam hatip okullarının açılmasının Tevhidi Tedrisat Kanunu gereği olduğunu
belirten Çelik, imam hatip okullarının dönemlerinde en asgari düzeyde açıldığını
kaydetti.
İmam hatip okullarında yaklaşık 100 bin öğrenci okuduğunu ve bunun da 20
milyon öğrenci içerisinde binde 2 anlamına geldiğini anlatan Çelik, bunun
üzerinden yapılacak bir muhalefet anlayışının doğru olmayacağını ifade etti.
-MİLLİ EĞİTİM ŞURASI-
Konuşmasında Milli Eğitim Şurasına değinen Çelik, 'Şurada belki de
konuşulmayan tek konu imam hatip meselesidir. Şurada, olgunluk sınavlarının
yapılması, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının haksızlığı, okul öncesi eğitimin
önemsenmesi, eğitimin 12 yıla getirilmesi, özel eğitim ve özel öğretim
konuşulmuştur' dedi.
866 kişinin katıldığı şuranın, en fazla akademisyenin katıldığı şuralardan
birisi olduğunu belirten Çelik, 'Şura, imam hatip konusuna kilitlenmemiştir. Ama
birilerinin işine böyle geldiği için 17. Milli Eğitim Şurasına böyle bir damga
vurmuştur. Sonra kendi sesinin yankısını dinleyerek bunu başkalarına
anlatmıştır' dedi.
Şurada, katsayı konusunda buldukları ara çözümle ilgili değerlendirmede de
bulunan Çelik, 'CHP Milletvekilleri Muharrem İnce ve Mustafa Gazalcı da oradaydı
ve onlar da buna parmak kaldırdılar' dedi.
-'OLDU BİTTİYE GETİRİLMEDİ'-
Hüseyin Çelik, YÖK üyelerinden Prof.Dr. Türkan Saylan'ın oylamada lehte oy
kullandığını söyleyerek, 'Bu böyle kalabalığa, oldu bittiye getirilerek yapılan
bir iş olmamıştır' diye konuştu.
Anayasanın değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek bazı
maddeleri bulunduğunu anımsatan Çelik, katsayı meselesinin bunlardan birisi
olmadığını söyledi. Çelik, şöyle konuştu:
'Buraya niye kilitlendik? 1998'de zamanın YÖK Başkanı Sayın Gürüz, bir
şura, bilimsel bir heyet toplayarak, bir konsensüs sağlayarak böyle bir kararı
verip hayata geçirmedi ki. Bir gece yarısı bu karar alındı, aniden uygulamaya
sokuldu ve çocuklarımız şoke oldu. Şurada anormal hiç bir şey olmamıştır.'
Vatana bağlı bulunmanın, bayrağa saygı duymanın, milletin değerlerine sahip
çıkmanın ve onu özümsemenin herkesin 'olmazsa olmazı' olduğunu ifade eden
Çelik, 'Türk milletinin bütün değerlerine sahip olmaya çalışıyorum. Bizi biz
yapan, bize has özellikleri çocuklarımıza yansıtmaya çalışan bir bakanlığın
başındayım. Benim vatanperverliğimden bir arkadaşımın şüphe duyması beni
yaralar' diye konuştu.
Çelik, CHP'lilerin ulusalcılık ile ilgili sözlerine tepki göstermesi
üzerine, 'Ulusal değerler başka bir şeydir. Ulusal değerlere benim karşı olmam
mümkün değildir. Ulusalcı bir söylem bugün bir ideolojinin adıdır' dedi.
-'SORUŞTURMA AÇTIRDIM'-
İlkokul öğrencilerinin AK Parti'nin bazı toplantılarına götürüldüğünü
iddiası ile ilgili olarak da Çelik, parti toplantılarını ilkokul çocuklarıyla
doldurmalarına ihtiyaçları olmadığını söyledi.
Bu konuyla ilgili soruşturmalar açtırdığını ifade eden Çelik, 'İstanbul'da
ve Adıyaman'da iki olay oldu. Oraya formalı öğrenciler gelmişler. 'Kim getirdi?'
deyince 'kendileri gelmişler' dediler' dedi. Çelik, yayınladığı bir genelgeyle
parti programlarına öğrencilerin götürülmemesini istediğini anlattı.
CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 'Bütün sağ iktidarlar
eğitimi mahvetti' eleştirisini de yanıtlayan Çelik, şunları kaydetti:
'Eğitim esas ne zaman mahvedildi, biliyor musunuz? 1978 yılında Türkiye'de
toplam 203 bin öğretmen var. CHP iktidarda. Şu anda CHP Genel Başkanı olan Deniz
Baykal ile Ali Topuz ve Hasan Fehmi Güneş o dönemde bakan. 76 bin kişi
TÖB-DER'den, özellikle o günkü aşırı sol derneklerden alınan listelerle alındı.
Bu 76 bin kişi 3 aylık eğitimle öğretmen yapıldı.'
O zamanki ana muhalefet partisi lideri Süleyman Demirel'in, '3 ayda kabak
bile yetişmez.' şeklindeki yaklaşımını da aktaran Çelik'in bu sözleri tartışmaya
neden oldu.
CHP'lilerin bu söze tepki göstermesi üzerine Çelik, 'Asıl eğitime en büyük
zarar o dönemde verildi' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Kemal Kumkumoğlu, tepkisini, '50 yılda bir
kez iktidar olduk. Eğitimde o dönemde bozuldu. Tamam bulduk sorunu' sözleriyle
dile getirdi.