DOLAR
49,946
▲%0.08
EURO
55,927
▲%0.03
ALTIN
6411,64
▼%-0.64
BIST-100
11165
▼%0
Ankara hava durumu10/14°
FacebookXInstagramYouTube

BASINA TAHAMMÜLSÜZLÜK PERVASIZLIK BOYUTUNDA

Türkiye’de gazetecilik yapmak eskiden zordu. Şimdi, ülkenin geldiği noktada, daha da zorlaştı.
 
Öyle şeyler duyuyorum, okuyorum ki, gözlerime, kulaklarıma inanamıyorum.
 
Geçmiş yıllarda da, iktidara sahip olan siyasetçiler, haberlerini ya da yazılarını beğenmedikleri gazetecileri sindirmek için her yolu denemişlerdi.. Gazete ya da TV patronlarına şikayet edilen gazeteciler, kimi zaman hiçbir neden gösterilmeden işlerini kaybetmişlerdi. O siyasetçiler artık pek hatırlanmıyor!
 
Şimdi de benzer bir süreç yaşanıyor. Ancak, bu defa yaklaşımlar çok daha yıpratıcı ve incitici boyutlara ulaştı.
 
Başkent Ankara’da gazetecilik yapan haberciler için mesleki açıdan hedeflenen en önemli görev “Parlamento Muhabirliği”dir. Parlamentoda görev alabilmek için gazetecilikte deneyim kazanmak ve kendini kabul ettirmek önemlidir. Hoş, bu konuda da artık bir bozulma yaşanıyor, ama ona hiç girmeyeyim.
 
Parlamentoda ilk kez görev aldığım 1975 yılından  bu yana tam otuz yedi yıl geçmiş. Dile kolay.
Sıcak gazetecilik yaptığımız, Parlamento kulislerinde haber peşinde koştuğumuz yıllarda da, kimi zaman kulislere girişe engeller çıkarıldı, kimi zaman kulisler neredeyse basına kapalı hale getirilmek istendi. Ama, her seferinde, geri adım atılarak ilişkilerin onarılması yoluna gidildi.
 
Basın özgürlüğünün temeli gazetecilerin haber alma özgürlüğüne gölge düşürmemektir. Ama, son zamanlarda TBMM kulislerinde gazetecilerin resmi ve sivil görevliler tarafından izlendiklerini duyuyorum. Çok üzülüyorum. Kim kiminle ne konuşuyor? Hangi gazeteci hangi siyasetçiye hangi soruyu soruyor? Meraklı gözler ve kulaklar görev yapmaya çalışan parlamento muhabirlerini gölge gibi izliyorlar. Bu yakın takibin sonunda gazetecilerin bağlı bulundukları kuruluşlardaki yöneticilerin kulağına “Muhabirinize dikkat edin!” uyarıları fısıldanıyor. Bu yaklaşım ister istemez, parlamentoda görev yapan gazetecilerin zihinlerinde baskı ve endişeye yol açıyor. Yaklaşım, “pervasızlık” boyutuna ulaşıyor. Gazetecilikte temel yaklaşım olumsuz, ancak gerçek olanı yazabilmektir. Lay lay lom gazetecilik olmaz. Olursa, onun adı gazetecilik değildir.
 
Ne oluyoruz?
 
Hangi devirde yaşıyoruz?
 
Görevleri haberleri takip etmek, kamuoyunu bilgilendirmek olan gazeteciler üzerinde neden baskı yaratılmaya çalışılıyor?
 
Piyasaya çıkmadan kitapların toplatıldığı, ne ile suçlandıkları belli olmayan gazetecilerin aylarca, yıllarca hapishanelerde tutulduğu bir ülkede TBMM çatısı altında dolaşan
“muhbir”leri olağan, sıradan bir olay gibi görebilirsiniz. Ama, hiç öyle değil.
 
Özgür basına tahammül edemeyenler, hangi güce sahip olursa olsunlar, “mangalda kül bırakmasalar”, “demokrasi havarisi de kesilseler”, toplum katında inandırıcı olamazlar. Tüm sözleri havada asılı kalır. Bizden söylemesi…