DOLAR
49,947
▲%0.08
EURO
55,966
▲%0.1
ALTIN
6432,31
▼%-0.31
BIST-100
11165
▼%0
Ankara hava durumu10/14°
FacebookXInstagramYouTube

NİMBUS, BAŞKAN ve ENBAŞBAKAN…

O ülkede Başbakanlık babadan oğula kalmıyormuş. Bir avukat milletvekili olmuş, Meclis Başkanı olmuş, İçişleri Bakanlığı yapmış. Aynı kişinin memleketi yönetmek için Başbakan olması eleştiri konusu yapılıyormuş. Başbakanlar, belli zümrelerin, belli ekipleri, belli locaların insanları mı olacakmış? Böyle olursa bunun adı demokrasi olmazmış! Bazılarına garip geldiği için eleştiriler oluyormuş. Ülkenin neresinden olursa olsun, insanlar bileklerinin hakkıyla Başbakan da olurlarmış. Demek ki, neymiş efendim… Aç parantez(bileğinin hakkıyla) kapa parantez!
 
Bir başkası bir başka yerden çıkıp, gökten düşer gibi gelip Başbakan olsa daha mı iyiymiş? Yarın ona da söylenecekmiş! O zaman ne olacakmış? Ülkenin bağrından kopup gelenlerin ülkeyi yönetmeye hakları yok muymuş? Neden olmasın?
 
Ve o ülkede bir avukat, yani Nimbus Başbakan oluvermiş.
 
Nimbus Başbakan olacağını bilmiyormuş. Ancak, gökten düşer gibi Başbakan olunca, piyangodan büyük ikramiye vurmuş gibi olmuş. Eli ayağına dolanmış mı? Dolanmamış.
Bakanları “yıldırım” hızıyla atamış. O ülkede koltuk sayısı artmasına rağmen, en hızlı oluşturulan kabineyi açıklayıvermiş. Koskoca kabineyi(sözün gelişi) altmış iki dakikaya sığdırıvermiş. Gazeteciler, yeni atanan devlet bakanlarının görevlerini sormuşlar Meraklarından değil, domuzluklarından. Başbakan Nimbus, önündeki kağıtları karıştırmış, bir an duralamış, kendisine görev dağılımının henüz ulaşmadığını açıklamış.
 
Sonunda Nimbus, geminin kaptanı olmuş. Ama, geminin dokunmatik kumandası arızalıymış ve bir daha tamir edilmemek üzere bozulmuşmuş. Hep uzaktan kumanda ile yönetiliyormuş.
 
Keşifler ve icatlar kitabı yazmıyor ama, büyükler Nimbus’u Meclis’teki bir oturum sırasında, yağmurlu, bulutlu bir günde keşfetmişler. Meclis’teki en yüksek koltukta oturarak oturumu yönetirken bir gün Nimbus, milletvekillerine, “Sayın Başbakan lütfedip cevap vermişlerdir” demiş. Milletvekilleri, “O nasıl söz?” diye ayağa fırlayıp sıra kapaklarına vurmaya başlayınca, Nimbus” Lütfen gürültü etmeyin” karşılığını vermiş. Tabii, gürültüler ve protestolar durmamış. Bu olay her olay gibi Meclis tutanaklarına da geçmiş tabii… Ama, en önemlisi o ülkede yeni Başbakan o gün keşfedilmiş; sadakati onaylanmış.
 
Bu satırlar, benim yazdığım ve 1990 yılının Mart ayında yayınlanan Bir Başbakan Varmış, Bir Başbakan Yokmuş kitabından alınmış satırlar. O kitabın önsözünü usta mizahçı Bekir Coşkun yazmıştı. Coşkun, önsözünde “Hiç fark etmez. Bütün Nimbus’lar aynıdır. Üstelik bir Nimbus gider, diğeri gelir… ve Nimbus’lar hiçbir zaman eksik olmaz… Bu aziz vatanın bağrından her zaman Nimbus’lar çıkacaktır” diye yazmıştı.
 
…
 
Halk oyuyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Atatürk Orman Çiftliği’nde yapılan yeni Başbakanlık binasının üst katında çalışma ofisinde oturacakmış. Alt katta ise atanmış Başbakan Ahmet Davutoğlu çalışacakmış. İki çalışma ofisi sürekli iletişime açık olacak. İster istemez, akla Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın haftalık olağan görüşmeleri nasıl uygulanacak sorusu geliyor. Soru yanlış oldu galiba! Her gün görüşebilecek konumda oturduklarına göre buna ihtiyaç kalmayacak. Çat kapı görüşecekler…Sonuç olarak Erdoğan Başkan olamadı ama, kesinlikle EnBaşbakan olmayı başardı. Haydi hayırlısı…