"Bu iddianameyi beğenmedim!"
CAN ATAKLI
Genç bir kızı öldürmekle suçlanan Cem Garipoğlu ile ilgili iddianame tamamlandı, mahkeme de kabul etti. Ama sadece Cem değil babası ile de ilgili bir iddianame var ve baba için istenen ceza daha ağır.
Ancak bu iddianame bir garip. Çünkü öncelikle korku filmini andırıyor ve okurken tüyleriniz ürperiyor.
Baba ve oğul 20 yaşındaki genç bir kızı öldürmek için plan yapıyor. Oğul gidiyor testere alıyor. Sonra kızı eve getiriyorlar. İşkence yaparak öldürüyorlar hatta henüz can vermemişken testere ile kesmeye başlıyorlar. Yazarken bile midem bulanıyor.
Tamam da eksik olan bir şey var. Neden işlendi bu cinayet? Bir baba ile oğula plan yaptırarak bu kadar vahşi bir cinayet işleyen 20 yaşındaki genç kız ne yapmış olabilir? İddianamede bu yok.
Üstelik böyle vahşi bir cinayet kendi oturdukları villanın salonunda işleniyor. Etrafa kan bulaşması bile hesap edilmiyor, bunları temizlemek anneye düşüyor.
En garibi de bu kadar cinayet planladıktan sonra bir numaralı zanlı olacağı bilinen Cem adlı çocuk kaçırılıyor.
Oysa biraz film izleyen bile anlar ki, eğer bir cinayet planlıyorsanız, burada yapılacak en büyük hata ortadan kaybolmaktır. Polis katil aramaya bile gerek duymadan üzerinize gelir.
Cem adlı zengin çocuğu bu kadar plan yaptıktan sonra ortadan kaybolmak yerine oturur bekler ve herkesten fazla ağlayarak dikkat dağıtırdı.
İşte bunları arka arkaya sıraladığım zaman iddianamenin bir acayip olduğunu hissediyorum. İddianameyi hazırlayan savcılar polisten kendilerine gelen bilgiler ışığında çalışır. Demek ki polis bu bilgileri vermiş.
O zaman kafamda şu yorum oluşuyor:
Bu iddianamenin mantığı yok. Herhalde kamuoyu baskısıyla şu anda yapılacak en iyi plan baba ve oğulu cani gibi göstermek. Bu yönde iddianame hazırlanır, çok büyük cezalar istenir.
Sonra cinayet için bir gerekçe bulunamaz, incelemeler sonucu genç kızın bir kıskançlık krizi sonucu kazaen öldüğü saptanır, babanın oğuluna cesedin ortadan kaldırılması için yardım ettiği kanıtlanır, mahkemedeki iyi haller de göz önünde tutularak, istenen cezanın çok küçük bir bölümü verilir. Ama bu sırada aradan yıllar geçmiş olacağı için kamuoyu da olayı unutur.
Bu iddianameye bakınca aklınıza başka bir şey geliyorsa lütfen bana da yazın.
***
Hepsi dışarıdan
Batman’dayım. Sokak ortasında sohbet ettiğim genç “Burada TPAO’nun tesisleri var” diye başlıyor ve anlatıyor, “Eskiden 4 bin 500 kişi çalışırdı. Hepsi de bu bölgenin insanlarıydı.”
Ben de soruyorum “Şimdi farklı mı?” Genç heyecanla cevap veriyor: “Evet, çok farklı, çünkü çalışan sayısı bin 500’e düştü ve artık bu bölgeden hiç alışan kalmadı. Hepsi dışarıdan getirildi ve 3 bin lira da maaş alıyorlar. Bu hak mı?”
TPAO yetkililerine soruyorum, bu bilgi doğru mu? Doğruysa bu tercihin sebebi nedir?
***
Dinleme
Gani Yıldız dinlemelerle ilgili iki cümle daha göndermiş:
- Devlet, vatandaşının telefonu kadar derdini de dinleseydi Türkiye daha yaşanabilir bir ülke olurdu.
- AKP çoğu icraatının merkezine dini koyuyor; şimdi de “din”leniyoruz!
***
Belediye bir harika
İstanbul’da metrobüs biletleri 2 liraya çıkarıldı. Kısacası metrobüs yüzde 35 zamlandı. İktidar ve bağlı teşkilatların kendi ürünlerine zam yaparken ortaya koydukları mantık bir harika.
Bir tarafta enflasyonun yüzde 10’un altında olduğunu göğüslerini gererek anlatıyorlar ve örneğin memur zamları sırasında adeta kafamıza vura vura bunu hatırlatıyorlar, ama sıra mal ve hizmet zammına gelince enflasyonu 10 kat aşan zamlar yapmaktan çekinmiyorlar.
Buradaki pişkinliğe de şapka çıkartmak lazım.
Ama ben bugün sadece bu enflasyon oranında zam üzerinde durmayacağım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi metrobüs zamları ile ilgili bir açıklama yaptı.
Halkın toplu ulaşımdan yararlanma prensiplerini, Batı anlamında belediyecilik hizmetlerini bilmezseniz bu bildirisi size çok mantıklı gelebilir.
Çünkü açıklama rakam oyunları ile kafa karıştıran ve mantıklı gibi görünen bir tablo çıkarıyor ortaya. Belediye diyor ki “Metrobüsle Avcılar’dan Söğütlüçeşme’ye gidenler iki üç kez aktarma yapıyor ve 4.4 lira ödüyordu. Şimdi biz bunu yarı yarıya indirdik.”
Çok mantıklı değil mi? Evet de bu belediye hizmeti ilkelerine göre doğru değil ki. Çağdaş belediye anlayışında halkın toplu taşımaya yönlendirilmesi ve bunun da en ucuza yapılması esastır.
Korunan uzak yol yolcusudur. Kâr bırakan ise kısa mesafeleri gidenlerin ödediği paradır. Ve tabii en önemlisi belediyeler toplu taşıma hizmetinde para kazanmayı değil, başa baş getirmeyi düşünür. Toplu ulaşım kâr getiren bir amaç olarak kullanılamaz, yeter ki zarar etmeyin.
Belediyenin otobüs zammı ayıptır. Ama açıklama halkı aptal yerine koyduğu için daha da ayıptır.
***
Ortalıktaki Alevileri anlamak mümkün değil
Onur Öymen’in sözleriyle ayağa kalkan bir kesim Alevi vatandaşımızın öfkesi dinmek bilmiyor. Ama açıkçası bu öfkeyi ve kanal kanal gezerek Onur Öymen’in şahsında CHP’ye bu kadar hakaret edilmesini anlamak mümkün değil.
Dersim İsyanı’nın bastırılması sırasında bazı Aleviler de can vermişse de Onur Öymen’in sözleri Alevileri karalamak, onları aşağılamak anlamına gelmez.
Her kim Alevileri kışkırttıysa çok başarılı oldu. Yandaş medya bir yandan Aleviler bir yandan CHP’yi sıkıştırıyor.
Ama ne gariptir ki iktidar prapagandalarına karşı bir anda şahin kesilen Alevilerin hiçbirinin aklından “Bu nasıl iş böyle, Sivas’ta insanların yakılmasına alkış tutanlar şimdi bizim arkamızda. Bir oyuna mı geliyoruz” demek geçmiyor.
Aleviler, toplumda daha çok düşünen, sorgulayan, laikliği özümsemiş, çağdaş insanlar olarak bilinir.
Ortalıkta dolaşan ve Sivas’taki gibi elde benzin bidonu etrafı ateşe vermeye çalışıp yara kabuğu kaldıranlar bu kesimin neresinden çıktı acaba?
Yoksa bu ortalıktakiler çıkar uğruna bir yerlerden talimat mı alıyor?