CHP’de yaşanacak bir bölünmenin partiye güç kaybettireceğini söyleyen Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na dönen Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ile görüşmeye ve seçimlerde işbirliğine açık kapı bıraktı.
İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığı ile hakkında yürütülen davaların ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun tutuklanmasını ise doğru bulmadığını yineledi.
CHP Genel Merkezi'nde Euronews'ün sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu hakkında, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra bu oldu diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Ki gidip [adaylığı için] oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır" diye konuştu.
İmamoğlu'nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirten CHP lideri, İBB Başkanı'nın yargılandığı yolsuzluk davasına atıfta bulunarak, "Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. 'Her kör kuruşun hesabını vereceğim' diyecek," sözlerini dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi. Muhalefetin yüzde 51'e ulaşmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan CHP lideri, istişare ve müzakereye "Her zaman" açık olduğunu belirtti.
Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin YENİ Parti'yi kurmasıyla yaşanan bölünmenin tabanda bir kaymaya sebep olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, diğer yandan ise bu durumun CHP'de güç kaybına yol açacağını kabul ederek, "Güç kaybı yaşar mı? Elbette yaşayacak," ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu bu durum için bunu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini vurguladı.
Hakkında mutlak butlan kararı verilen 38'inci Olağan Kurultay'a ilişkin davanın tarafı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum," dedi.
İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olması ve Erdoğan'a rakip görülmesi nedeniyle tutuklandığı yönündeki tartışmaların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, adaylıkla dava sürecini birbirinden ayırdığını söyledi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu'na oy verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır. Bu davalar ayrıdır," dedi. Kişinin her ortamda hesap vermeye hazır olması gerektiğini vurguladı.
Bununla birlikte İmamoğlu'nun tutuklanmasını doğru bulmadığını yineledi. Gözaltı sonrasında evini ziyaret ettiğini ve çıkışta yaptığı açıklamada da bu tutumunu dile getirdiğini belirterek, "Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim," dedi.
Kendisinin de yargılandığını ve mahkemeye giderek ifade verdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, yargılama sonucunda delil ve bulgulara göre karar verileceğini, belediye başkanının ise bu süreçte görevine devam etmesi gerektiğini savundu.
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde, iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi.
İmamoğlu'nun Yeni Parti'de bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, onun olası adaylığı etrafında bir araya gelip gelmeyecekleri sorusuna, "Onun için temas kurulması lazım. Görüşülmesi lazım," yanıtını verdi.
İşbirliğine açık olup olmadığına ilişkin takip sorusu üzerine, muhalefetin seçimi kazanabilmesi için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı:
2023'teki seçimlerde kendilerinin ittifak kurduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Erdoğan da yapmak zorunda kaldı," diyerek iktidarın da işbirliğine ihtiyaç duyduğuna işaret etti. Önümüzdeki seçimlerde de çoğunluğa ulaşmak için işbirliğinin gerekli olacağını söyledi.
İstişare ve müzakereye açık olduğu yönündeki değerlendirmeye ise "Her zaman," karşılığını verdi.
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "24 saat çok uzun bir süredir" sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, siyasi ilişkilerde ülkenin çıkarlarının belirleyici olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
"Siyasette kin, öfke, düşmanlık olmaz. Siyasette tek şey vardır, önemli olan ülkenin çıkarları ve o ülkede yaşayan insanların huzuru."
Kurultay davası: 'Dava açan değilim, ifade veren değilim'
Kılıçdaroğlu, 13 yıllık genel başkanlığının ardından kaybettiği kurultay öncesinde delegelere para verildiği veya konut temin edildiği iddialarını duyup duymadığı sorusuna, "Yok, hayır, herhangi bir duyum almadım," yanıtını verdi.
Kurultaydan yaklaşık 15 ay sonra kendisini şüpheye düşüren gelişmenin ne olduğu sorusuna ise "Beni şüpheye düşüren şey mahkeme kararı oldu," yanıtını verdi.
Para aldığı ve verdiği belirtilen kişilerin bunu kabul ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Sadece para alanlar 'Para aldık' diyor. Para verenler de evet parayı verdik diyor," dedi.
Mahkemenin kurultayı iptal edip yeniden yapılmasını istediğini belirterek, "Olay bu. Benimle hiçbir ilgisi yok," ifadesini kullandı.
İddialara ilişkin kendisine somut bir delil ulaşıp ulaşmadığı sorulduğunda, bu işlerle uğraşmadığını ve sürecin hiçbir yerinde bulunmadığını söyledi. Sorunun tekrarlanması üzerine, "Deliller bana değil, mahkemeye verilir. Ben ne yapacağım delilini? Kanıtı ne yapacağım ben?" yanıtını verdi.
'Bölünme güç kaybına yol açacak'
CHP'nin 2023 seçimlerindeki yaklaşık yüzde 25'lik oy oranı ve listesinden seçilen 169 milletvekili ile ayrılıklar sonrasında 44'e düşen milletvekili sayısı da gündeme geldi.
Soruda, 2023'teki oy oranı ve sandalye sayısı üzerinden kurulan orantıda 44 milletvekilinin yaklaşık yüzde 6,5’e denk geldiğinin belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, buna karşın partinin tabanında bir kayma olmadığını savundu.
91 milletvekilinin Yeni Parti'ye geçmesinin ardından CHP'nin "kemik oyunu" kaybedip kaybetmeyeceği sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hayır kaybetmez," yanıtını verdi. Tabanın yerinde durup durmadığının sorulması üzerine, "Duruyor tabii," dedi. Seçmenin zaman içinde yaşananları daha iyi anlayacağını savundu.
"CHP'li CHP olarak CHP'li olarak yerinde duruyor. Altı Ok'a gidecek, mührünü basacak bu kadar basit," dedi.
Partinin mevcut durumunun iktidar olma hedefi bakımından bir güç kaybı yaratıp yaratmadığı sorulduğunda ise Kılıçdaroğlu, bölünmenin kayba yol açacağını kabul etti:
"Bakınız parti ikiye bölündü mü? Bölündü. Bu bir kayba yol açar mı? Yol açar. Ben size doğruları söylemek zorundayım. Güç kaybı yaşar mı? Elbette yaşayacak."
Kılıçdaroğlu, seçim stratejisini konuşmak için henüz erken olduğunu, seçim ortamına girildiğinde yeniden değerlendirme yapılacağını söyledi.
Mevcut sistemde başarının yalnızca oy oranı veya milletvekili sayısıyla ölçülemeyeceğini savunan Kılıçdaroğlu, "Biz yüzde 25 diyoruz, yüzde 30 diyoruz. yüzde 51 olayını gerçekleştirmediğimiz sürece hiçbir anlamı yok ki," dedi.
Kendi adaylığındaki sonucu "Yüzde 48,5 oy aldık. Ne oldu? Cumhurbaşkanlığını kazanamadık değil mi?" sözleriyle değerlendirerek o dönem kurulan 'altılı masanın' bu seçimi kazanmak için kurulduğunu söyledi.
"Biz hâlâ sanki 1970'lerde 80'lerdeki gibi çıkaracağımız milletvekili sayısına göre partinin başarısını ölçüyoruz. Partinin başarısı artık cumhurbaşkanı adayının kazanmasıdır," dedi.
Yüzde 51 vurgusu yaparak, "Rejim değişti ama hâlâ rejim değişikliğinin farkında değil çoğu kişi," ifadesini kullandı.
Yeni Parti'yi eleştirmeme talimatı, Özel'le görüşmeye açık kapı
Özgür Özel'le görüşüp görüşmeyeceği ve kendisine bir çağrısının bulunup bulunmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, görüşmenin mümkün olduğunu söyledi.
"Ahlaki temelli her türlü görüşmeye bizim kapımız açıktır," diyen Kılıçdaroğlu, Özel'in istemesi halinde bir araya gelebileceklerini belirtti:
Aralarında kişisel bir düşmanlık olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, her ikisinin de partinin yapısını, üyelerini ve belediye başkanlarını bildiğini ifade etti.
Yeni Parti'nin politikalarını eleştirip eleştirmeyeceği sorulduğunda ise il başkanlarına bu konuda talimat verdiğini açıklayarak, "'Asla ve asla eleştirmeyeceksiniz. Asla ve asla kavga etmeyeceksiniz' dedim. Bizim eleştireceğimiz yer iktidar," diye konuştu.
"Muhalefet muhalefeti eleştirir mi? Hayır eleştirmez," diyen Kılıçdaroğlu, temel hedeflerinin iktidarı değiştirmek olduğunu söyledi. "Özgür Bey doğruları söylerse, Özgür Bey'e de doğruları söylediği için teşekkür edeceğiz yani," ifadesini kullandı.
Muharrem İnce'nin CHP'ye dönüşü hatırlatılarak Özgür Özel için de aynı kapının açık olup olmadığı sorulduğunda Kılıçdaroğlu, parti ilkeleri ve ahlaki üstünlük vurgusu yaptı.
Kılıçdaroğlu, kendi genel başkanlığı döneminden Rahşan Hanım örneğini vererek, "Ben genel başkan olduktan sonra Rahşan Hanım da gelmişti baba ocağına," dedi.
Kişisel bir kavgasının bulunmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Partinin ilkelerine, altı oka kim sahip çıkıyorsa, ahlaki üstünlüğü kim savunuyorsa bizim başımızın üstünde yeri vardır," yanıtını verdi.
Kendisine yönelik ağır eleştirilere parti kültürünü korumak için yanıt vermediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü ben bu partinin kültürünü korumak zorundayım. Ben bu partinin geleneklerini korumak zorundayım," dedi. Eleştiriyle hakaret arasında ayrım yaptığını vurguladı.