Kocatepe Kültür Merkezi'ndeki 'Söz Gençlikte, Başkan Yanında' programında gençlerle bir araya gelen Yavaş, şunları söyledi:
"Öğrencilerin metro çıkışında buz gibi havada o çorbayı eline alıp otobüse bindiklerini görüyorum. Sanayide özellikle İvedik, OSTİM gibi yerlerde erken işe gitmek zorunda kalan insanların metro çıkışında yine çorba aldıklarını görüyorum.
Yani yargılanacaksam da çorba dağıtmaktan yargılanayım. Allah başka şeyde yargılanmaktan korusun hepimizi. Önemli olan yerel yöneticilerin kentte yaşayanların neye ihtiyaç olduğunu hissetmesi. Bu kentte yaşayan herkesin kafasını kaldırdığı anda bir ihtiyacı varsa onun için yerel yönetimler var. Anında ona cevap verilmesi gerektiğini biliyorum.
Hani ‘Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir’ denir ya bir belediye başkanı eğer kendisinin haberi olduğu hâlde birilerinin yatağa aç girmesini görüyorsa o da bizden değildir. Böyle bakmak lazım."
'EVİNDE DEPO OLANLAR BUNUN İHTİYACINI HİSSETMEDİLER'
Ankara’daki su durumu hakkında da konuşan Yavaş, şunları kayda geçirdi:
"Şu andaki mevzuata göre depo yapmak zorunlu. Normal deposu olanlarda hiç bir sorun olmadı. Biz rakamları verdik, Devlet Su İşleri bilmiyor. ‘1 milyon 240 bin metreküp ihtiyacı var Ankara'nın’ dedi. Biz 1 milyon 350 bin verdik. Fakat onlar bilmiyorlar, son yıllardaki nüfus artışı, depremden gelenler vesaire, bizim şu anda kullandığımız 1 milyon 400 bin, 1 milyon 420 bini falan bulmaya başladı. 1 milyon 240 bin değil. Biz yüzde 98 su verdik, yüzde 2 eksik var.
Zaten yazın su varken de veremediğimiz yerler var, basınç nedeniyle de çıkmıyor üst katlara. Her tarafa imar verildiği için çok sayıda bina yapılıyor. Oraların da hatları bu yıl inşallah bağlanacak, su sorunu olmayacak. Yüzde 98 su vermemize rağmen mesela ben açıkça söyleyeyim benim evimde hiç su kesilmez. Ben 48 daireli bir apartmanda oturuyorum. Depomuz var ve ben Ankara'da büyük çoğunluğun su sıkıntısı çekmediğini düşünüyorum.
Planlı su kesintisi yapılıyor. Ama evinde depo olanlar bunun ihtiyacını hissetmediler, bunu kabul etmek lazım. Peki şu soruyu niye sormuyorsunuz? Müşteri garantili havaalanları, müşteri garantili hastaneler, otoyollar yapılıyor değil mi? Siz şimdi açıklama yaptırmışsınız, ‘2050’ye kadar su problemini çözdük’ diye. Peki, dönüp Devlet Su İşleri’ne ‘Hani çözmüştünüz, ne oldu?’ diye sormayacak mısınız kimseye? Yüzde 1 suyumuz var, yüzde 1 yağış yok. Bunun sorumlusu Mansur Yavaş mı? İklim krizi var, yağmıyor. Epey kar yağdı değil mi? Şu andaki suyumuz da 1.40 bu kadar kar yağmasına rağmen. Ankara'da zemin üstündeki su yüzde 30 olmadığı sürece biz bunu yaşayacağız."
'SİZ 8 TON KULLANIRKEN ADAM 60 TONLA GİDİYOR ÇİM SULUYOR'
2054 Master Planı’na dikkati çeken Yavaş, “Kuraklık olmasa bile Ankara’nın 2029’da susuz kalabileceğini DSİ’ye bildirdik, cevap alamadık” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
"Onlar bize yazıyla bildirmeden biz bir kova suyu alamıyoruz ki. Biz size şu kadar verebiliriz diye onlar tahsis ediyorlar. Yazdığımız yazılara cevap yok. Beklemişler. Neyi beklediler onu bilmiyorum açıkçası. Bu artık bir ulusal problemdir Türkiye için.
Orta Anadolu için daha büyük bir problemdir. Bir konuyu daha söyleyeyim, en fazla eleştirenler televizyonlarda, isimleri vermediğim için KVKK'ya girmiyor. Tasarruf yapmamız gerekiyor hep beraber. Yüzde 10’un altında kullananlara yüzde 10 indirim yaptık. Bu arada belirlenen tondan fazla kullananlara daha pahalı yaptık. Bildiğiniz adam gitti dava açtı. Şehri susuz bırakmak istiyor. Çünkü şehrin sadece yüzde 12’si, yani bu çok su kullananlar suyun yüzde 30’undan fazlasını kullanıyor.
Hak mıdır arkadaşlar? Siz evinizde 8 ton kullanırken adam 60 tonu gidiyor çim suluyor, havuz dolduruyor. Müstahak mıdır bu? O televizyonda konuşanların hepsi, hiçbirisi 15 ton altında kullanmıyorlar. ‘Tasarruf edin’ demeden önceki neyse aynısını kullanıyorlar. Sorun hepimizin sorunu. Ben de tasarruf edeceğim onlar da edecekler. Hele bir tanesi ayda 34 ton kullanıyor. Bahçe sulama… Başka türlü evde 34 ton kullanma ihtimali yok. Sorumluluk hepimizin."