Irak Devlet Başkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi ile dün kahvaltıda buluşan Gül, görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. Gül, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde Talabani ile diyalog kurulmadığını hatırlatan bir gazetecinin, "Cumhurbaşkanı seçildiğiniz takdirde iki ülke cumhurbaşkanları arasında bir temas söz konusu olabilecek mi?" yönündeki sorusuna şu yanıtı verdi:
"Irak, Türkiye’nin komşusu ve orada kimin cumhurbaşkanı ya da başbakan olacağına Iraklılar karar verecek. Dolayısıyla onların meşru başbakanları, cumhurbaşkanları, dışişleri bakanları bizim muhataplarımızdır. Biz, Irak’ın birliğini, beraberliğini, Irak’ın bütün olmasını ve Irak’ın merkezi hükümetini daima muhatap alıyoruz. Bu çerçevede komşu ülkeler, uzak ülkeler birbiriyle yakın ilişki içinde olacaktır. Ama Irak da Türkiye’ye bigane kalamaz. Irak’ın toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini koruyacak şekilde bir an önce huzura kavuşması bizim birinci çıkarımızdır. Çünkü bu gerçekleştiğinde bölgede terör yer alamayacaktır, ayrıca bu gerçekleştiğinde bölgede çok büyük bir ekonomik işbirliğinin önü açılacaktır. Bütün bunlar diplomasinin zaten ana hedefleridir." Sezer, görev süresi boyunca Irak lideri Talabani'nin Türkiye'ye gelme isteklerine sıcak bakmamış ve bunun için gerekli olan resmi daveti de yapmamıştı.
Bölünme en kötüsü
Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliği içinde huzurun sağlanması için Türkiye'nin tüm Iraklı gruplarla yakın temas içinde olduğunu belirten Gül, Iraklı etnik ve mezhepsel grupların birbirinden ayrışmasının ülkenin milli bütünlüğünü tehlikeye sokacağı uyarısında bulundu. Gül, "Onun için biz Irak’taki milli uzlaşı gayretlerini hep destekliyoruz. Irak'ta durum çok kolay, çok iyi değil. Ama herhangi bir bölünme olursa o bölünme bir çözüm değil, en kötü durum olur. Bu ne Iraklılar için, ne de komşuları için mümkündür" dedi.
İran'a destek
İran’ın, Irak’ın kuzeyine sınır ötesi operasyon hazırlıkları yaptığı haberlerinin hatırlatılması üzerine de Gül, "Maalesef Irak’taki otorite boşluğundan dolayı Irak’ın bazı kesimlerinde, özellikle de Irak’ın kuzeyinde teröristler çeşitli imkanlara sahipler. Bunlar Türkiye’ye karşı tehlikeli olduğu gibi, Irak’ın diğer komşularına, İran’a karşı da aynı tehlikeyi arz ediyorlar. Dolayısıyla her ülke kendi sınırlarını korumak, her ülke kendi güvenliğini korumak için meşru tedbirlerini almakta haklıdır" diye konuştu.
Haşimi: Hükümete dönmeyiz
Haşimi ise Türkiye ile Irak arasında Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin Ankara ziyareti sırasında imzalanan muhtıralarını desteklediklerini belirterek, Irak’ın hiçbir zaman komşusuna tehlike teşkil edecek bir sahaya dönüşmesini, bir tehlike ve terör kaynağı olmasını kabul edemeyeceklerini dile getirdi. Haşimi, lideri olduğu Sünni grupların Irak hükümetine geri dönmeyi düşünüp düşünmediklerinin sorulması üzerine, "Şu an için böyle bir düşünce ve arzumuz yok. Hükümete beklentilerimizi sunduk. Bunları karşılarlarsa tabii ki dönebiliriz" dedi.
Irak’ta olduğu gibi Türkiye’de de hükümet kurma çalışmalarının sürdüğüne işaret eden bir gazeteciye Haşimi, "Aynı kefeye koyamazsınız. Biz güvenlik alanında zorluklarla karşı karşıyayız. Kardeş Türkiye demokratik sistem içinde özgür vatandaşlarının iradeleriyle seçimlerini yapmış, halihazırda Cumhurbaşkanlığı seçimleri için toplantılar Meclis düzeyinde devam ediyor" karşılığını verdi.
(Milliyet)