MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mimarı olduğu, iktidarın Terörsüz Türkiye adını verdiği DEM Parti ve terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan ile yürütülen ikinci açılım sürecinde sık sık dile getirilen yasal düzenlemelerle ilgili somut bir gelişme yaşanmadı.
Bu nedenle sürecin tıkandığı yönünde iddialar ortaya atılırken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girdiği öne sürüldü.
Nefes yazarı Nuray Babacan, Erdoğan’ın “Bu işi Meclis tatile girmeden halledin” talimatı verdiğini ve terör örgütü PKK’ya ait mağara ve silahların teslim sürecinin yeniden başladığını yazdı.
Babacan’ın "Kriz aralandı, mağaralara giriliyor" başlıklı yazısının ilgili kısmı şöyle:
"Kimine göre sayısı 20’yi geçen mağaraların, silah ve mühimmatın teslimi sürecinin yeniden başladığı bilgisi verildi.
AKP kulislerinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Bu işi Meclis tatile girmeden halledin” talimatı verdiği dillendirilmeye başlandı. Aynı süreçte, İmralı ile devlet temsilcileri arasında çerçeve yasayla ilgili birden fazla toplantı yapıldığı öne sürüldü.
Hemen ardından AKP grup yöneticilerinin temasları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yapılan bakan ziyaretleri başladı. Bayram sonrasındaki bu hareketliliği değerlendirenlere göre;
* Taraflarca varılan mutabakata göre cezaevindeki PKK’lılarla ilgili aylardan beri yazılıp çizildiği gibi ‘denetimli serbestlik, şartlı salıverme’ şeklindeki infaz düzenlemesi unsurları geçerli olacak.
* Suça karışmayan örgüt mensupları başlığındaki çalışmalar netleşmeye başladı. Bunların Türkiye’ye girişleri, çalışma ve siyaset yapma gibi talepleri ayrı bir başlık altında düzenlenecek. Sınırlamalar söz konusu olabilecek.
* Türkiye’ye dönmesi istenmeyenlerle ilgili liste revize edilecek. Bunların üçüncü ülkelere gidebilmeleri için kırmızı bültenden çıkarılmaları gerekecek. Çalışmanın diğer bir diğer ayağı olacak. Bu listedeki isimlerin 200 civarında olduğu savunuluyor.
* Düzenlemenin ana unsurunu, PKK’lılara 5 yıl denetimli serbestlik, eş zamanlı 5 yıl siyaset yasağı konulması oluşturuyor. Farklı süreler, tartışma konusu olsa da ağırlıkla buna yakın duruluyor. Bu sürede suç işlenmesi durumunda tüm haklar yanıyor.
* Buraya kadar sıralananlar, az-çok biliniyor. Ancak hukukçu siyasetçilerin dikkat çektiği başka bir konu infaz düzenlemelerinin uygulanmasının diğer sonuçları.
* Net olan bir şey var ki; düzenlemenin sadece PKK’lılar için geçerli olması mümkün değil. Eşitlik ilkesine aykırı. Dolayısıyla bu hükümlerin, cezaevinde olan tüm suçluları kapsaması ve düzenlemenin bir nevi ‘genel affa dönüşmesi’ söz konusu olabilecek.
*Hukukçu siyasetçiler, PKK Terör Örgütü Lideri Abdullah Öcalan’a özel hükümler uygulansa bile diğer mahkumların düzenlemeden yararlandırılmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyorlar.
* Her şeyden öte Anayasa Mahkemesi’nin bunu iptal edip, tüm tutuklular için geçerli kılmasından kaçmak mümkün değil. Hukuken doğru kabul edilebilecek böyle bir düzenlemenin, doğal olarak siyasi sonuçları olacak.
* Hukuken herkesi kapsamasına izin verilmesi kadın cinayetleri ve tecavüz vakalarından hüküm giyenlerin, çocuk istismarcıları, dolandırıcılar, FETÖ’cülerin dışarı çıkması anlamına gelecek. Sadece PKK’lılara sınırlı tutulması hem hukuki olmayacak hem de seçimlerden önce verilecek en kötü mesaj olacak."