Bugün yazarı Hakan Aygün, KanalTürk'teki programda kendisine "Karşıma çıkmasın, yakaladığım yerde..." diyen gazeteciyi Taksim'de Pazar günü düelloya davet etti.
Haşmet Babaoğlu'nun beyzbol sopasını kapıp istanbul'daki kafelerde Ahmet Hakanı fellik fellik aramasının prim yaptığını gören diğer meslekdaşları işi daha da ileriye götürüp birbirlerine Taksimde düello için randevu vermeye kadar götürdüler.
Oysa gazeteci topluma örnek olan kişi değilmidir? Bizler bunca sene böyle biliyorduk ama öyle değilmiş. Birisi hakaret ettiyse bunun yolu bu mu olmalı adalet diye bir kurum yokmu bu ülkede. Herkes kendi adaletini mi koymaya başladı yoksa. Örnek olacak ilk kişilerin yaptığına bakın. Bular gazeteci adı altında kabadayılık gösteri yapan ve reytinglerini yükseltmek isteyenler tıpkı çılkı çıkmış magazin sanatçıları gibi bunlardan da gazeteci mazeteci olamaz. Eğer bunların yaptığını başkaları yapmış olsuydı. Hakkında söylemedikleri ve yazmadıkları şey kalmaz onu okuyanlarda bunları neredeyse peygamber sanırdı. İşte şimdi asıl yüzleriyle ortadalar. O çirkin yüzleriyle. Burası dağ başımı herkesin herkesle kendi hesabını kestiği orman kanunlarının uygulandığı hukuksuz bir devlette mi yaşıyoruz.
Bunların yaptıkları düpedüz mağandalık, hemde medya magandalığı , bunları izleyen örnek alan bunca insanı düşünmüyorlarsa bunların bu mesleği yapmalarıda haram. Kendilerini şiddetle kınıyoruz ve basın konseyini ve gazeteci kuruluşlarını da göreve davet ediyoruz. Bu mesleği bu hale sokanları aramamızda da istemiyoruz.
Yazdıkları yazı ve bunu gazetesine basan buna göz yuman tüm ilgilileri de burada kınıyoruz.
İşte Aygün'ün çirkin yazısı:
Yüreğin yetiyorsa düelloya gel
Arkadaşın biri kendisini "Haşmet Babaoğlu", beni de "Ahmet Hakan"la karıştırmış. Bir kere Haşmet "Beyaz Türk"tür. Sen sonradan "keman çalmayı öğrenerek beyazlaşacağını sanan bir siyah Türk"sün. Pazar günü "kendi çalıp, kendi oynadıkları" programında hakkımda savurmuş: "Cumhuriyet'ten çıkan Hakan var ya, karşıma çıkmasın, yakaladığım yerde ....." Ben programı izlemedim. Anlatanların yalancısıyım. Arkadaş beni döveceğini ima etmiş. Sanırım "yüreği yetmeyeceğinden" şoför ve korumalarıyla saldıracaktır. Bak evladım! Sende Haşmet'teki "delikanlılık" yok. Sen ancak atar tutarsın! Ben de Ahmet Hakan'a benzemem. Kibarlık edip, "otur kardeş kardeş konuşalım" demem! Seni Pazar günü saat 12'de Taksim Meydanı'na "düelloya" çağırıyorum. Silahı sen seç. İster tabanca, ister kılıç, ister canlı yayın aracı! Hangisini seçersen ağzının payını alacaksın! Uğur Mumcu, senin gibilere "iksir" içirirdi! Artık yaşamadığı için, "ikiyüzlülükleri" sergilemek de bize kalıyor!
Bugün
Sizin gazeteciliğiniz bu işte. Eğer buna gazetecilik denirse. Karar sizin