1 MAYIS’I BAYRAM DEĞİL “EZİYET GÜNÜ” YAPTILAR!
Resmi Bayram olan 1 Mayıs, resmen “Eziyet Günü” olarak tescil edildi. Yazıklar olsun!
İstanbul Valisi Mutlu ile DİSK’in Taksim’le ilgili inatlaşması sonucunda sadece işçiler ve emekçiler değil, İstanbul’da yaşayan vatandaşlar da cezalandırıldı.
DİSK’in Taksim’de ısrar tavrı ne kadar yanlışsa, İstanbul Valisi’nin kente 27 bin polisle terör estirmesi de o kadar yanlıştı.
Ancak, en büyük yanlış, geniş kitlelerin Taksim’e gelmesini önlemek için, sabahın çok erken saatlerinden itibaren Anadolu yakasından kente ulaşımın durdurulması operasyonuydu. Metro, metrobüs, İDO seferleri iptal edilirken, Galata Köprüsü’nün ayakları kaldırılarak ulaşım engellendi. Denizden motorların insanları İstanbul yakasına taşıması ise deniz polisi tarafından, sanki marifetmiş gibi engellendi.
İnsanların seyahat ve ulaşım özgürlüğü ayaklar altına alındı. İstanbul’da yaşayanlar bir yana, yabancı turistler de cezalandırıldı. TBMM’de bulunan muhalefet partileri, insanların ulaşım özgürlüklerinin engellendiği ve insanlara “zararlı böcek” muamelesinin yapıldığı bu çirkinliği Meclis’in gündemine mutlaka taşımalıdır. Bakalım ne yapacaklar?
İstanbul tüm dünyaya Kültür Başkenti olarak sunuluyor. Türkiye, 2020 yılında İstanbul’da Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmak için uluslar arası platformda yoğun propaganda ve kulis çalışması yapıyor.
Ve uluslar arası olimpiyat organizasyonuna talip olan bir kentte, kelimenin tam anlamıyla bu rezillikler yaşanıyor. Güvenlik güçleri İstanbul’un merkezinde gaz bombası atıyor, biber gazı sıkıyor, basınçlı su ile insanların yürüyüşünü engelliyor. Marjinal gruplar polise bilye ve taş atıyor. Kent, adeta bir savaş alanına dönüşüyor. Yazık, hem de çok yazık!
İstanbul Valisi yürüyüş yapanlara “dengeli bir müdahale yapıldığını” ısrarla vurguluyor, ama TV ekranlarına yansıyan görüntüler orantısız bir güç kullanıldığını tartışma yaratmayacak biçimde gözler önüne seriyor.
Kanımca, İstanbul gibi bir büyük kenti yöneten Vali Mutlu da, gereksiz ısrarlarını sürdürüp çok sayıda işçi ve emekçi ile polislerin yaralanmasına sebep olan DİSK Genel Başkanı da yöneticilikten sınıfta kaldı.
Türkiye’nin artık, karşılıklı güç gösterisi yapan, bunun için her yolu deneyen yöneticilere değil, uzlaşma kültürünü ön planda tutan insanlara ihtiyacı var. Bilmem anlatabildim mi?
